çek cumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çek cumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2016 Cumartesi

Karlovy Vary'de Kış Vakti Günübirlik Ne Yapılır?

Prag'dan günübirlik Karlovy Vary'ye gelmek için Aralık uygun bir ay değil aslında; şöyle havanın açık etrafın yeşillenmiş olduğu bir zaman çok daha keyifli olurdu elbette. Lakin her zaman gezmek için güzel havalar bulamıyorum. Yine de tadını çıkarmak lazım deyip sabah 7.30 otobüsüne atladım. 2 saat 15 dakika sürüyor yol. Şehir merkezine yakın bir durakta indim otobüsten. Dönüşte nereden bineceğim diye sorduğum host çocuk hemen yan taraftaki otobüs durağını gösterdi bana.

Önce bi etraftaki sokaklara bakındım sonra başladım meşhur kaynak sularına doğru yürümeye. Karlovy Vary'yi gözünüzün önüne getirmek için Prag - Baden Baden ve Oylat'ı karıştırabilirsiniz. Kaynak sularıyla meşhur ama kaplıcalarıyla değil. Birbirinden güzel tarihi binalar dere kenarına dizilmiş, çoğu otel. Alt katları da dükkan. Şehrin bu kısmı tamamen turistlere ayrılmış. Yeni kısımlarsa burada yaşayanlar için belli ki. 2016'da 700. yılını kutlayacak Karlovy Vary ismi Charles'ın banyosundan geliyor. Kral 4. Charles buradaki sıcak su kaynaklarına şifa bulmaya gelerek başlatıyor hikayeyi. Sonrasında aralarında Mustafa Kemal'in de olduğu (yolun sonlarında yer alan kaldığı binanın üzerinde tabela asılı) bir çok ünlü isim geliyor buraya.

Karlovy Vary'ye gelince ne yapılıyor anlatayım size: Önce etrafta bolca bulunan bardakçılardan birinden gönlünüze göre bir bardak alıyorsunuz. Almazsanız dövüyorlar mı? Tabii ki hayır ama işte herkes böyle yapıyor. Hem sonrasında buradan bir anınız olur. Bardağınızı aldıktan sonra başlıyorsunuz etraftaki kaynaklardan su içmeye. Suyu hafif hareket ederek (misal yürüyerek) içmeniz tavsiye ediliyor. Bir de sakin, huzurlu şeyler düşünürseniz etkisi artıyormuş. Etrafta 15-16 tane çeşme var. Hepsi sürekli akıyor zaten. Bardağınızı doldurup yürüyün etrafta. Her çeşmeden farklı sıcaklıklarda su akıyor. Bir dönem buranın suyu şişelenip ülke çapında satılıyormuş. Biraz buruk bir tadı var suyun. Öyle lıkır lıkır içilecek bir su değil.

Sona yaklaşınca ufak bir ara sizi fünikülere götürüyor. Yukarıda manzarasıyla meşhur Diana Kulesi yer alıyor. Yürüyerek de çıkılabiliyor buraya ama fünikülerle çıkıp yürüye yürüye inmek en mantıklısı. Hava sisli olduğundan kuleden bir şey görmek mümkün değil ama güzel bir havada gelirseniz kuleyi tavsiye ederim. Yukarıda bir kaç hayvanlık bir hayvanat bahçesi, kelebek bahçesi ve bir de restoran var. Restoranın fiyatlar makul; bizde olsa böyle yerlerde uçuk fiyatlar koyuyorlar. Ağaçların arasından dolana dolana iniyorum yemeğin ardından. Her taraf kahverengi yapraklarla kaplı, kayaların üstü yeşil yosunlarla kaplanmış, hafif yağmur çiseliyor ve sis yüzünden anca 100 metreye kadar etraf görülüyor...

Suyun aşındırıp oluşturduğu vadi dışında iki taraf da çoğunlukla tepelik. Dolayısıyla anca bazı yerlerde 2 sıra bina var, onun dışında binaların arkası tepelik. Film seti gibi. Etrafta bir kaç tane kilise var; bir tanesi altın soğan kubbeli. Yıllar boyunca her gelen izini bırakmış.
Bu arada Karlovy Vary'nin bir de meşhur waffle'ı var. Aslında bizim kağıt helvaya yakın bir lezzet bu. Bir kaç yerde sıcak satıyorlar, bulursanız deneyin mutlaka. Ayrıca bir de meşhur bir Becherovka likörü var. Mucidi Becher için müze bile açmışlar; ben daha sonra denemek üzere uçağa sokabileceğim şekilde 100 ml lik boylarda aldım. Ülkenin bu kısmı Bohemia cam işçiliğiyle de meşhur. O yüzden hediyelik eşya alacaklar bunu da göz önünde bulundursunlar.

Dönüş vakti geldi. Otobüs kalkış saatinden 15 dakika önce muavinin gösterdiği duraktayım; ne gelen var ne giden. Kalkışa 5 dakika kasla etrafa detaylı bakınınca otobüslerin buradan değil karşı tarafta işaretli yerden kalktığını gösteren küçük pusulayı görüyorum. O adresi anlayana, ilgili yeri bulana kadar otobüs çoktan gidiyor. Karlovy Vary otobüs terminalindeyim. Meğer buradan kalkıyormuş otobüsler. Ilk boş koltuk 2 saat sonraya. Yapacak bir şey yok. Hemen etrafta bir bar bulup oturuyorum kalkış saatine kadar. Otobüste 4 tane Türk kadının nasıl olsa kimse Türkçe bilmiyordur diye düşünüp patavatsızca yolcuları çekiştirmelerini dinliyorum. Yurt dışında zincirlerinden boşanmışçasına tebriyesizliğe varacak şekilde kendinden geçen yurdum insanına bir kez daha kızıyorum. Yanındaki şişman kadına mı laf sokmadı, arkadaşının yanındaki erkek yolcuyu mu taklit etmedi...

Konuyu toparlayacak olursak Karlovy Vary'ye yazın gelmek daha hayırlı olabilir. 

Fotoğraf Listesi:

1- Kilisenin yanındaki süslü çardaklardan biri
2- Kimi kaynaklar kapalı mekanda ve şadırvanı da var.
3- Hava güzel olsa manzarası enfes olacak Diana Kulesi
4- Dere kenarı boyunca dizilmiş binalar
5- Su kaynaklarından birisi bu süslü çardakta
6- Tutma yeri aynı zamanda pipet olan bardaklardan bi kaç tane alın derim; dönünce taliplisi çok oluyor.

Önerilen Sayfalar:

Şirin Çek Kasabası Olomouc
Çek Cumhuriyeti'nin Çok Bilinmeyen Şehri Brno
Baden Baden ve Strasbourg
Trabzon Merkez ve Ayder
Budapeşte'de 3 Gün
Viyana ve Modling'deki Seegrotte

5 Ağustos 2016 Cuma

Şirin Çek Kasabası Olomouc

Brno'dan günübirlik bir yolculuk yaptım Olomouc'a (Olomos okunuyor). Çek Cumhuriyeti'nin kasabamsı sevimli bir şehri Olomouc. Çek Cumhuriyeti'nde ulaşım için Student Agency'ye gitmek en makulü diyorlar biz de öyle yapıp Brno'dan kişi başına 105 Korun'a biletlerimizi alıyoruz. Yaklaşık 1 saatte varıyoruz Olomouc terminaline.

Önce Masarykova Trida Caddesi boyunca şehre doğru yürüyüp nehrin ilk kolundan sonra ikinciden önce Nabre Zi boyunca sağa kıvrılıyoruz. Yeşil çatısıyla hemen dikkat çeken 100 yıllık Olomouc Ortodoks Kilisesi var karşımızda. Altın rengi soğan kubbelerindeki Rus etkisi hemen göze çarpan bu kilise çok da eski değil, 1939'da yapılmış. Biraz daha devam edince bu sefer çok daha eski tarihli bir dini yapı çıkıyor karşımıza: Hradisko Manastırı. 1078'de Morava Nehri kıyısına inşa edilmiş bu yapı 1784'de askeriyeye devrediliyor. 1802'den beri de askeri hastane olarak hizmet veriyor.

Nehrin öbür tarafına geçme vakti artık. Yeşillikler arasında karşıya geçip bahçeli güzel evlerin olduğu semtin ardından merkeze geliyoruz. Radnice denilen Hükümet Konağı'nın altında Turist Information yer alıyor. Buradan haritamızı ve gezilecek yerlerle ilgili bilgileri alıp başlıyoruz dolaşmaya. Aralık ortasında Christmas Market bu merkezdeki meydana açılmış. Hava 4 gibi karardığından Christmas Market'in tadını çıkartma işini akşama erteleyip önce Slovanska üzerindeki Church of Immaculate Conseption'a uğruyoruz. Daha önce görmediğim bir İsa figürü var burda: Çarmıha gerilmiş ama camdan vitray şeklinde. Az aşağıda da Saint Maurice Kilisesi (Kostel Svateho Marice) var. Bu kilisenin kulesine çıkıp şehri izlemek de mümkün.

Güneye inip bu sefer başlıyoruz çeşmeleri gezmeye. Olomouc bolca Barok dönemi çeşmelerle dolu. 1700'lerin başından kalma bu çeşmeler eski Roma Tanrılarını karşımıza çıkarıyor. Jüpiter, Merkür, Neptün, Herkül... Herkül Çeşmesinin zeminindeki hikayesine göre bu çeşme 1687'de Türklerin Viyana kuşatmasında başarısız olması anısına inşa edilmiş. Ayrıca Olomouc'un kurucusu kabul edilen Jül Sezar'ın da bir çeşmesi meydanda karşınıza çıkacaktır.

Meydandaki Hükümet Konağı ayrıca Astronomik saate de ev sahipliği yapıyor. 100'lerce yıllık ömrü boyunca defalarca yenilenmiş bir saat bu aslında ama en son 2. Dünya Savaşından sonra yıkılan saatin yerine Varşova Paktı'na üye Çekoslovakya'da Sosyalist Gerçekçilik akımına uygun şekilde çalışanları gösteren bir saat yapılmış. Şimdilerde saati eski hallerinden birine dönüştürmeyi düşünüyorlarmış.

Meydanda Hükümet Konağı'nın tam karşısında Edelmann Sarayı yer alıyor. Zamanının zenginlerinden birinin yaptırdığı bu sarayda şimdilerde dükkanlar ve bir tiyatro yer alıyor.

Olomouc denince en çok hatırlanacak anıt yine bu merkezde: Holy Trinity Column. 32 metre uzunluğunda, 1754'te yapılmış bu anıt UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde de yer alıyor.

Alttaki meydana inince yine çeşmeler ve Marian Plague Anıtı karşınıza çıkacak. 1700'lerin başında şehirde baş gösteren veba salgını sonrası dikilmiş.

Alt meydandan güneye devam ederseniz karşınıza Sen Catherine Manastırı çıkacak. 1951'de komünist dönemde müzeye çevrilen manastır 1287'de inşa edilmiş.

Hemen alt taraftaki Aksamitova Sokağı'na saparsanız merkezdeki en yeşillik parka ulaşacaksınız. Şehir surları boyunca uzanan bu parkın içinden ufak bir dere de akıyor. Ayrıca park şimdilerde bakımsız duran Yugaslav Askerler Mozolesi'ne de ev sahipliği yapıyor. Zamanında Yugoslavya toprağı olan bu anıt dağılma sonrası kime ait olduğu problem olduğundan bir türlü restore edilemiyormuş.

Surların arasındaki üstü kapalı merdivenlerden çıkınca önce Olomouc'un tescilli Art Nouveau evlerinden biri Villa Primavessi çıkacak karşınıza. Bu evin iç dekorasyonunda Gustav Klimt de görev almış.

10 metre devam ederseniz bu kez Sen Michala Kilisesini göreceksiniz. 1600'lerin sonlarında yapılan bu kilisenin özellikle iç süslemeleri güzel. Burdan doğuya devam edince Sen John Santander Şapeli'ne ulaşacaksınız. Zamanında buradaki hapisanede işkenceye uğramış John Santander.

Tramvay yoluna ulaşıp merkezin ters yönünde yürürseniz önce Modern Sanat Müzesi'ni ardından  Triton Çeşmesini göreceksiniz. Durmayın devam edin yürümeye. Olomouc'un en şaşalı katedrali az ileride solunuzda karşınıza çıkacak: Sen Wenceslas Katedrali. Biz bu gotik katedrale hava kararınca ulaşabildik. Orta Avrupa'nın karanlık sokakları nasıl efsaneler yaratıyor işte bu katedralin önünde çok net anladım. Katedralin yan tarafında şimdilerde müze olarak kullanılan kısım da zamanında buraya inşa edilmiş kalenin kalıntıları dönüştürülerek oluşturulmuş.

Merkeze dönüp Christmas Market'te vakit geçirebiliriz artık. En kısa gün yaklaşırken saat 4'te kararıyor hava. Karnımız da hafiften acıkmaya başladı. Çeklerin abur cuburlarından bahsedeyim biraz da. Bramboraky, patatesten mücver gibi yağda kızartılıyor. Biraz tuzluydu benim yediğim ama onun dışında lezzetliydi. Langose bizim lokmaya ya da bişiye benziyor; yağın içinde kızarmış hamurun üstüne tartar sosu, dövülmüş sarımsak ve rendelenmiş peynir koyuyorlar. Bi de tatlı olarak Trdelnik var. Aslında trdelnik bir dönem bizde de Kuzey ve Güney dizisiyle meşhur olmuştu. Makara deyip satılmaya başlanmıştı ama tutmayınca piyasadan kalktı. Bobin etrafına sarılmış ve üzerine şeker serpilmiş hamuru çevire çevire ateşin üstünde çıtır hale getiriyorlar. Bazı yerlerde (bizde de böyleydi) içine Nutella sürülüyor. Nutella'lı daha tatlı oluyor.

Karnımız da doyduğuna göre dönüş vakti geldi. Sevimli bir yer Olomouc, vaktiniz varsa ve yolunuz düşerse tavsiye ederim.

Fotoğraf Listesi:


1- Holy Trinity Column ve Kent Meydanı

2- Hradisko Manastırı
3- Altın rengi soğan kubbeleriyle Olomouc Ortodoks Kilisesi
4- Şehir surları ve altındaki park
5- Sosyalist Gerçekçilik üslubuna göre yenilenmiş astronomik saat

Önerilen Sayfalar:

Çek Cumhuriyeti'nin Çok Bilinmeyen Şehri Brno 
Viyana ve Modling'deki Seegrotte 
Bir günlük Bratislava Gezisi

3 Temmuz 2016 Pazar

Çek Cumhuriyeti'nin Çok Bilinmeyen Şehri Brno

Çek Cumhuriyeti denince aklına Brno gelen biri değilimdir. Bi Prag'ı bilirim bi de film festivali nedeniyle duyduğum Karlovy Vary'yi. Dinnoşum Batuhan eğitim için Zlin'e gidince ben de gezi rotamı Çek Cumhuriyeti'ne kırdım ve gitmişken bir kaç şehir daha göreyim deyip soluğu Brno'da aldım.

Ulaşım:

Brno'ya ulaşımın en kolay yolu Viyana'dan otobüse binmek. Havaalanından Student Agency'nin otobüsleri Brno'ya hemen hemen 2 saatte bir kalkıyor ve yol 2 saat sürüyor. İnternetten ya da otobüse binerken 16 €'luk biletlerden alma şansınız var. Otobüs durağı hemen eski şehrin güneyinde ve merkezi yerlere yürüme mesafesinde. Brno'ya 3 saatte Prag'dan da otobüsle (ya da trenle) ulaşma şansınız var. Havaalanı da var Brno'nun ama pek işlek bir meydan değil.

Konaklama:

Ben booking.com'dan geceliği 25 €'ya, 2 kişilik ortak banyolu oda tuttum. Tam merkezdeydi. Her yer binadan çıkma mesafesindeydi. Kaldığım hostelin adı 7 Nights. Güler yüzlü, yardımsever çalışanları var. Hostel de temiz. Bir tek yataklar biraz sertti ama her şey yepyeniydi.

Genel Bilgi:

1000 sene önce kurulan Brno 380.000 nüfusu olan bir öğrenci şehri (90.000 öğrenci). 1948'de komünist sistem özerkliğini kaldırana kadar da Moravia'nın başkentiymiş. Aslında 2 gün gezilecek kadar ilgi çekici bir kent olsa da çok gözde bir turistik yerleşim yeri değil. Yine de eski Hükümet Konağı'nın olduğu binada Turist Information yer alıyor, faydalı bir haritayı buradan ücretsiz temin edebilirsiniz. Döviz büfelerinde kurlar çok uygun ve komisyon alınmıyor. Trafiğe kapalı Masarykova Caddesi üstündeki döviz büfeleri gayet iyiydi. Brno'da musluk suyu içilebiliyor. Bir de hemen her caddede ücretsiz WiFi var. İnternet lazım olursa bu kablosuz bağlantıları rahatça kullanabilirsiniz.

Yeme İçme:

Christmas Market nedeniyle ben bolca oradaki abur cuburlardan tıkındım. Mesela eritilmiş isli peynir çok lezzetliydi. Hakeza Langose ve Bramboraky de. Bi pizzacı gösterdi Batuhan o da ucuz ve lezzetliydi: Poe Poe. Koca pizzayı 52 Koruna satıyorlardı. Hem yemek hem de içmek için kaldığım binanın alt katındaki Skog'u tavsiye ederim. Bir de meşhur biracıları var: Starobrno. Brno'nun yerel birasının üretim yerinde (Mendlovo Namesti, Numara 20) güzel bir restoranda ister yemeğinizi yer ister bira seçeneklerini deneyebilirsiniz. İngilizce menüleri de var.

Gezilecek Yerler:

Ben gezmeye meşhur yer altı yapılarıyla başlıyorum. Öncelikle belirtmeden geçemeyeceğim; bu Çekler ölülerle ve kemiklerle fena halde kafayı bozmuş durumdalar. Daha önce ziyaret ettiğim Kutna Hora'da bir kilise tamamen insan kemikleriyle süslenmişti. Burada da bizi bolca ölü ve kemik bekliyor.

Gezmeye ilk başladığım nokta San James Katedralinin yan tarafındaki dehliz. Kilisenin etrafı eskiden hep mezarlıkmış, lakin şehir büyüdükçe kilise civarındaki araziler kıymetleniyor tabii ve buralara yeni yerler inşa edilmesi daha rantabıl oluyor. Tıpkı zamanında Ermeni mezarlığı olan alanın Gezi Parkı, TRT Radyoevi ve Divan Otel yapılması için ortadan kaldırılması gibi bu kilise yanındaki mezarlık da ortadan kaldırılıyor. Mezarlardan çıkan kemikler için kilisenin altına bir gömü kazılmaya başlıyor. Dehliz şeklinde bir süre kazılıp planlanandan önce sonlandırılıyor bu kazı ve mezarlardan çıkan iskeletler yığma şekilde buraya atılıyor. En son bu kısım kapatılıyor ve 1800'lerde böyle bir yer yapıldığı unutuluyor. Ta ki 2001'e kadar. 2001'de Avrupa'nın en büyük ikinci Ossuary'si (Türkçe'si Kemiklik sanırım) keşfediliyor ve 2012'de bu 50.000 kişinin kalıntılarını barındıran Kemiklik ziyarete açılıyor. İçerisi kemiklerin mağaza vitrini düzenlermiş gibi geometrik bir uyumla sergilendiği bir yer. Brno Ossuary'ye bilet alırken diğer yeraltı dehlizlerini de gezeceğinizi söylerseniz %10 indirim yapıyorlar haberiniz olsun.

Bir sonraki ziyaret güzergahım Vegetable Market altındaki Labirent. Labirent'in girişi meydandaki 20 numaralı binadan yapılıyor. Zamanında meydandaki evler ve dükkanlar yer altına kilerler kazıp buraları kimi zaman ardiye, kimi zaman şarap mahzeni, kimi zaman da bir nevi buzdolabı olarak kullanmışlar. 2011'de bu kilerler birbirine bağlanmış ve uzun bir koridor şeklinde ziyarete açılmış. Biraz çocuklar için olmuş gibi ama yine de görmeye değer.
Bir üçüncü dehliz daha var meydanda ama burası için 'çok çocuklara yönelik' lafını duyduğumdan burayı es geçiyorum. 

Şimdi Çek mumyalarını görmeye gideceğim. Bir hafta önce Torino'da Mısır Müzesi'nde Mısır mumyaları görmüştüm ama bu seferkiler çok daha yakın tarihli. Capuccin Kilisesinin altında sergilenen mumyalar 1500'lerden başlayıp 1800'lere kadar uzanan ölüleri sergiliyor. Dedim size Çekler ölülerle kafayı bozmuş diye; burada gördükleriniz kendi kendine mumyalaşmış ölüler. Zamanında Capuccin tarikatına bağlı olanlar öldüğünde ölü bedenleri kilisenin altına gömülmeden bırakılırmış. Bırakıldıkları yerdeki hava sirkülasyonu nedeniyle de bir süre sonra çürümeyip mumya haline gelirlermiş. İşte bu mumyaları parasını ödeyip görebiliyorsunuz. Kapıya bir de "Burası müze değildir lütfen ölülere saygılı olun" yazmışlar. Sen ölüleri teşhir nesnesi haline getir bilet kes sonra 'saygılı olun'.

Bu kadar ölü görmek yettiyse şimdi artık daha alışılmış yerler gezebiliriz. Müzeler içinde benim en çok ilgimi Moravske Zemske Müzesi çekti. Müzede bütün açıklamalar Çekçe, ayrıca sergilenen kalıntıların tarihleri bile doğru düzgün belirtilmemiş ama yine de 25.000 ila 29.000 yıl öncesine ait olan Dolni Vestonice Venüs'ünü görmek için müzeye gidiyorum. Avusturya'da gördüğüm Willendorf Venüs'ü gibi bu da ilk insan elinden çıkmış sanatsal ya da dini eserlerden biri. En eski insan yapımı heykellerin 40 küsür bin yıllık olduğu düşünülürse bu Dolni Vestonice Venüs'ünün önemi daha iyi anlaşılabilir. Yaklaşık 70.000 yıl önce bilişsel devrim geçiren ve soyut düşünebilmeye başlayan Homo Sapiens'in elimize ulaşan en eski tasarımlar bunlar.

Meydanın az yukarısında Sen Peter ve Paul Katedrali yer alıyor. 1645'te yandıktan sonra 1700'lerde yeniden Gotik tarzda inşa edilmiş bu katedral.

Bir diğer dini yapı az önce kemikle süslü dehlizlerini ziyaret ettiğimiz San James Kilisesi. Kilisenin özellikle kule duvarına dikkatli bakarsanız size kıçını dönmüş çıplak bir adamın bir yandan da kıçını şaplakladığını göreceksiniz. Brno'da böyle umulmadık küçük nazar boncuğu mu diyeyim haylazlık mı diyeyim anomaliler başka yerlerde de karşınıza çıkıyor. Bunun en meşhuru eski Hükümet Konağı'nın üstündeki süslemeler. Bu 5 sütundan birinin üstü özellikle kıvrımlı yapılmış. Efsaneye göre bunun sebebi taş ustasına parasının zamanında ödenmemesiymiş. O da böyle intikamını almış.

Aralık ayında Brno'da iki tane Christmas Market kuruluyordu. Biri Cabbage Market denilen pazarın kurulduğu meydanda diğeri de Özgürlük Meydanı'nda. Özgürlük Meydanı'nda fallik bir obje gibi görünen astronomik saat de pek bi değişik geliyor göze.

Son olarak biraz bayır çıkarak gidebileceğiniz Spilberk Kalesi var. Hava açık olduğunda güzel bir manzarası da olacak bir kale burası. Hakeza yine 100 küsur metre uzunluğunda dehlizleri de ziyarete açık.

Bunlar dışında Brno'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Villa Tugendhat, Anthropos Müzesi ve Brnolu olan bilim adamı ve rahip Mendel'in (hani biyoloji dersinde bezelyeleri eşleştirip genetiğin temel kurallarını bulmuştu) çalışmalarına adanmış Mendelianum Müzesi gibi değişik seçenekler de sizleri bekliyor. 

Keyifli bir şehir Brno. Yolu yakınlara düşenler mutlaka uğrasın.

Fotoğraf Listesi:

1- Hükümet Konağı'ndaki biri yamuk bırakılmış süsleme
2- San James Kilisesi altındaki Ossuary (Kemiklik)
3- Fallik bir obje gibi meydanda duran saat
4- Capuccin Kilisesi mumyaları
5- Kemiklikte ben
6- Dolni Vestonice Venüsü
7- Capuccin Kilisesi altındaki mumyalar

Önerilen Sayfalar:

* 1 saat mesafediki Şirin Çek Kasabası Olomouc
* Avrupa'da Mumya görebileceğiniz bir başka müze için: Torino'da Bir Haftasonu
* Bir başka Christmas Pazar'ı için: Christmas Zamanı Hamburg'da 2 gün
* 25.000 yıllık Willendorf Venüs'ü için: Viyana Doğa Tarihi Müzesi - Naturhistorisches Museum Wien