mercan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mercan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2012 Cuma

Şarm el Şeyh ve Kahire

6 günlük Mısır gezisi hiç planlarımda yoktu aslında ama ileride yapacağım gezinin ön hazırlığı olması açısından hazır fiyatlar da ucuzken Kahire aktarmalı olarak Şarm el Şeyh'e ulastım. Öncelikle Mısır geziniz için vize alma konusunun muğlak olduğunu belirteyim. Türkiye'de bir çok kaynak (konsolosluk da dahil) 45 yaş altı herkesin vize almak zorunda olduğunu söylüyor ve sizden gerekli belgelerle başvurmanızı bekliyor. Ancak başka kaynaklarda vizeyi Mısır'a varışta alabileceğiniz belirtiliyor. Zaten Mısır'a ulaşana kadar kimse vizeniz olup olmadığına bakmıyor. Kahire'de ülkeye giriş yaparken sorduğum kadın "15$'a burdan alabilirdin gerek yoktu önceden almana" dedi ama yine de kimin dediği doğru bilemedim. Ben risk alamayıp Türkiye'den vizemi alıp da gittim. Konsoloslukta çalışanların cok yardımsever olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. (Ekim 2012'de Edit: Misir vizesi hala daha Türkiye'den alınmak zorundaymış... Yakın zamanda bu zorunluluk kalkar diyorlar ama, güncel gelişmeleri takip etmek lazım.)

Mısır Türkiye'yle karşılaştırıldığında oldukça ucuz bir ülke. 1$ = 6 Mısır pound'u olacak şeklinde döviz bozdurup (Kahire havaalanında bozdurdum komisyon kesmiyorlar) Şarm el Şeyh'e geçtim. Havaalanındaki ücretsiz wi-fi internet yavaş ama çok fazla kullanan yoksa iş görüyor. Taksiciler 200 pound'dan pazarlık açıp en son 85 pound'a razı oldular beni otelime götürmeye. Pazarlık sünnet ne de olsa :)


Şarm el Şeyh'te hayat Naama Bay bölgesinde geçiyor. Bizim kaldığımız otel (Verginia) Naama Bay'e otobüsle 10 dakika mesafedeydi. İmkanınız olursa Naama Bay'deki otellerde kalmanız daha iyi olur. Şarm el Şeyh tamamıyla turistler için yapılmış oteller, restoranlar, gece kulüpleri ve mağazalardan oluşan bir yerleşim yeri. Yerel halkın yaşadığı herhangi bir toplu yerleşim görmedim. Bizim kaldığımız 4 yıldızlı otel 7 günlüğü kişi başı 250$ civarı fiyatıyla 3 öğün yemek dahil olduğu düşünülürse çok ucuzdu, ancak tatilinde belli bir lüks arayanlar, yemeklerde büyük beklentileri olanlar için ne kadar ekmek o kadar köfte deyişini hatırlatmak isterim. Hostel fiyatına otelde konaklama şansı... Açık büfe yemekler... Deniz kenarına 2 saatte bir, Naama Bay'e akşam bir kez servis imkanı...

Şarm el Şeyh'te yapılacak en güzel şey nedir diye soracak olursanız cevabım 'etraftaki değişik yerlere düzenlenen turlara katılmak' olur. Biz ilk olarak Tiran Adası turuna çıktık. 25 $'a (şnorkel kirası için + 5 $ daha) batık gemilerin etrafından geçip Kızıl Deniz'de - Akabe Denizi'ndeki mercan kayalıkları üstünde şnorkelle yüzmek, yatta bir gün geçirmek gayet güzeldi.


Ardından Kahire'ye bir tam gün süren tura katıldık. Gece 1:50'de otelimizden alınıp ertesi gece aynı saatlerde otelimize dönmemizle noktalanan turu pazarlıkla kişi başı 45$'a kadar düşürdük. Bu turlarda mutlaka bir takım ekstraların çıktığını da unutmayın. Kahire'de Egyptian Museum'da 2 saat süren tur çok etkileyiciydi. Ne yazık ki içeride fotoğraf çekmek yasak olduğundan burada fotograflarını yayınlayamıyorum lakin Tutankamon'un mezarı, altından tahtlar, gündelik eşyalar, küçük heykeller... 5000 yıllık hepsi birbirinden güzel bir dolu şeyi incelemek için 2 saat kesinlikle yeterli değildi. Ardından Piramitlerin iki tanesi ve Sfenks'in olduğu Tapınaklar Vadisi denen kısma geçtik. Burada Piramitleri anlatmaya çalışmam çok anlamsız kaçar sanırım ama bütün klişeleri bir tarafa bırakıp şu kadarını söyleyeyim ki büyülenmemek elde değil. Gezi boyunca papirüs mağazaları, hediyelik eşya ve parfüm satan mağazaları da ziyaret ettik. Nil'de ufak bi gezinti (mesela bu gezide ekstra buydu - 10 $) ve restoranda yemek de gezi programındaydı.

İki gün yaptığımız bu geziler biraz yordu bizi. O yüzden ertesi günü Şarm el Şeyh'te geçirdik. Şubat sonu deniz dalgalı ve serindi ama ben bile girdiğime göre (soğuk suyu hiç sevmem) bir çok kişi de kolayca girebilir eminim ki. Akşam Naama Bay'e gidecek olanlar etraftaki barlarda içip müzik dinleyebilir, karaoke barlarında şarkı söyleyip Hard Rock Cafe'de muhtemelen Şarm el Şeyh'in en pahalı yemeklerinden birini yiyebilir. Biz kişi başı 50$ civarına patlayan meşhur Hard Rock Cafe tişörtünü de içeren menüyü tercih ettik. Ayrıca dünyaca ünlü 'Pasha' da Naama Bay'de dans müziği sevenlerin gidebileceği adreslerin başında geliyor. Cumartesi gecesi iki kişi 30 $'a anlaşıp girdigimizde mekanın boş ve hafif soğuk olması erkenden kaçmamıza sebep oldu. Pazar geceleri British Night çok daha dolu oluyormuş. İngilizlerin favori tatil mekanı olarak bilinen Şarm el Şeyh biz gittiğimizde İngilizlerden çok Rus turist kaynıyordu. Naama Bay'de Little Buda ve Space de gözde mekanlar arasındaymış lakin ikisine de gitme şansımız olmadı.

Naama Bay'de içki satan mekanlar kolayca bulunurken başka yerlerde sadece alkolsüz bira satışı yapılıyordu. Marketten bira alacaksanız non-alcoholic yazısının non kısmına yapıştırılmış etiketlere dikkat edin, boşu boşuna alkolsüz bira almayın. (ne münasebet! bende böyle ucuz numaraları yutacak göz var mı?)


Son gezimizi Blue Hole da denilen Abu Galum'a yaptık. Kıyıdan 10 metre ötede metrelerce inen bu derin masmavi yerde etrafını çeviren mercan kayalıkları üstünde yüzmek çok güzeldi. Ama bunu Mercan Kayalıkları şeklinde ayrı bir yerde anlatsam daha iyi olacak.


Bir dahakine Kahire'de 2 gün kalıp hem İskenderiye'ye hem de Egyptian Museum'a bir gün ayırıp ardından Luxor'a geçmek ve en son da Şarm el Şeyh'te Dahab'da konaklayıp Abu Galum'da dalış yapmak şeklinde bir Mısır turu hayali cebimde dönüyorum Mısır'dan. Son olarak Şubat 2012 itibariyle havanın gunduz 25 gece 10-15 derecelerde seyrettiğini, sadece Şarm el Şeyh'te değil Kahire'de de herhangi bir olayın olmadığını, sokaklarda taksiciler, satıcılar, deveyle gezdiriciler ve envai çeşit başkalarının sizi sürekli rahatsız etmesine hazırlıklı olmanızı, ayrıca her işten sonra birilerinin sizden bahşiş beklediğini de hatırlatayım.

dinceryazici79@gmail.com


Fotoğraf Listesi:


1 - Milyonlarca bloğu üst üste dizerek yapılan piramit.

2 - Yok "Sfenks'in gıdısını yaladım", yok "Piramite tekme attım"... Amcam da Sfenks'in yanında poz vermiş "iki piramiti birden tepesinden yakaladım" yapıyor.
3 - Tiran Adası açıklarında 30 yıl önce batmış gemi kalıntısı.
4 - Abu Galum'a giderken geçtiğimiz çölde karşımıza çıkan Bedevi mezarlığı.
5 - Kahire Havalimanında her yere Batılı liderlerin Mısır Devrimini öven sözlerini asmışlar. Bunu da Berliskoni söylemiş. Neymiş? "Mısır'da yeni bir şey yok... Mısırlılar her zaman olduğu gibi yine tarih yazıyorlar" Biraz gaz vermiş gibi geldi bana...

* Önerilen Sayfalar - Ortadoğu gezileri:


Beyrut'ta Gece ve Gündüz

Koştura Koştura Ürdün 
Günübirlik Halep Gezisi
Tahran'da Bir Gün

* Avrupa'da İslam Medeniyeti: Granada ve Al Hamra Sarayı - Avrupa'nın Batısında İslam Şaheseri

* Dünyanın en büyük ikinci Mısır kültürü üzerine müzesi Torino'da: Torino'da Bir Haftasonu
* Afrika'da tropikal tatil: Zanzibar

6 Ocak 2011 Perşembe

Koştura Koştura Ürdün

Sabah Şam'a vardığımızda ilk işimiz Amman'a giden taksileri bulmaya çalışmak oldu. Trende karşılaştığımız Iraklı 
Türkmenler bize çok dostça davrandılar ve bizi taksilerin kaltığı yere götürecek bir taksiye bindirdiler. Aslında otobüsle gitmeyi düşünüyorduk Amman'a ama bayramın ilk günü bugün, o yüzden hiç bir otobüs çalışmıyormuş. Tren yolculuğu sonrası akşamdan kalma gibiyiz. Taksilerin rayicinin 50 dolar olduğunu biliyoruz aslında ama 150 dolara başlayan pazarlığı 90 dolara kadar indirebiliyoruz; aşırı yorgunuz ve biran önce yola çıkmak istiyoruz.

3 saat süren yolun ardından Salahdin Otel'e ulaşıyoruz. İlk görüntü pek iç açıcı değil. Hemen 50 metre ötedeki Jordan Tower Hotel'e baktığımızda İngilizce konuşan sahibesinin yardımseverliği ve temizliğiyle hemen hemen aynı fiyata daha iyi bir otelde konaklama şansımız olduğunu görüyoruz ama Salahdin de bir gece konaklanamayacak kadar kötü değil. Önceden ödeme de yaptık zaten... Esyalarımızı odaya yerlestirip solugu Jordan Tower Hotel'de alıyoruz, kahvaltıda simit sunması çok hoş. Felaket açız. Otelin sahibesi kadın çok yardımsever ve ilgili. Masada bizimle oturup Ürdün gezi planımızloa ilgili konuşmaya dalıyor bizimle. Ne yazık ki az zamanda çok işler başarmaya çalışan bir planla yola çıktığımız için onun dediği süreleri dediği yerlere ayırmamız mümkün değil. Petra'da en az 2 gün kalmamız gerektiğini sylüyor, Lut Gölü'ne de en az bir tam gün ayırmak gerekiyormuş... Wadi Rum ve Akabe'yi de işin içine katacaksak 10 gün vaktimiz olmalıymış ama bizim sadece 3 günümüz var.

Amman'da gece bir şeyler içmek için Abdün denilen bölgeye geçiyoruz. Pek bi anlayamadık Abdün nasıl bir yer ama McDonalds'ın olduğu meydana 500-600 metre uzaklıktaki Blue Fig bir şeyler içmek için uygun bir mekan. Kadıköy'deki Karga'yı hatirlatıyor bana Blue Fig. Tarihi bir bina yerine modern bir bina düşünün sadece, tek farklı kısım orası. 1 Jordan Dinar (JD) 2 TL'ye denk ve Blue Fig de Taksim'de orta-ortanın biraz üstü bir yerin fiyat listesine sahip. Mekanda ücretsiz internet olması özellikle çok güzel. Amman'da da taksi çok ucuz. Otelimize taksiyle 1.5 JD'ye döndük.

Sabah ilk işimiz çantalarımızı Jordan Tower Otel'e bırakıp Abdali'deki garajından Petra'ya kalkan Jettbus otobüslerine binmek oluyor. Başka firmalar da var ama en iyi Jettbus'mış. (Otobüs saatleri için: Jett) 6:30'da hareket edecek otobüs dolu neyse ki 6:40'a bir tane daha koymuşlar. Bilet 8 JD. 3:30 saatte Petra'dayız. Petra şimdiye kadar gördüğüm en pahalı giriş fiyatına sahip tarihi yer: Kişi başı 50 JD.

Toplam 4 km. uzunluğundaki yürüyüş yolu boyunca doğal güzelliğin insan elinden çıkmış tarihi yapılarla bütünleştiği bir vadi sizi bekliyor. Zamanında Indiana Jones filminin burada çekilen sahneleri gözünüzün önüne geliyor... Hele gökyüzünün küçük bir parçasının göründüğü dar bir vadinin bitiminde karşınıza çıkan Hazine Binası büyüleyici bir güzellik. Aslında bu yolu at arabasıyla da alabilirsiniz, çünkü gidişin bir de aynı şekilde dönüşü var... Dönüşte at arabası bulmak çok zor, hepsi önceden tutulmuş. O yüzden gidişte hazine binasına kadar at arabasıyla gidip ardından yürüyerek sonuna kadar ulaşıp dönmek mantıklı bir tercih olabilir. Yolun sonundan üst katlara çıkmak ekstra ücrete tabii. Ancak bizim o kısma ayıracak vaktimiz yok. İleride bir gün yenidne geldiğimizde ziyaret etmek üzere o kısmı pas geçip taksicilerle pazarlığa başlıyoruz.

35 JD'ye Wadi Rum'a geçiyoruz. Önceden kalacağımız kampı ayarlamış olsaydık daha iyi olurdu tabii ama taksicinin bizi götürdüğü kampta konaklamak zorundayız. Wadi Rum çölün ortasındaki kamp yerlerinden oluşan bir yer. Birbirlerinden uzak aralıklarla bir çok kamp yeri var. Bizim gittiğimizde o akşam yerel halkın toplandığı Arap Gecesi varmış. Arapların eğlenmek konusunda çok da başarılı olamadıklarını anlıyorum bu eğlenceden. Zaten Ürdün gezisi boyunca dilime dolaşan Tamally Mahak'ı da çalamadılar bana... Çölde gece tahmin ettiğimizden bile daha soğuk. Bize verilen bir battaniye yetmiyor ve birer tane daha istiyoruz. Kat kat giyinmiş olmak da çok işe yaramıyor. Sabah kalkış 5:30. Çölde güneşin doğuşunu izlemeye gidiyoruz. Çölde kamyonetle 1 saat dolaşıyoruz. "Siq Lawrence" denilen kayanın üstüne oyulmuş tombiş suratlı Arabistanlı Lawrance suratını görmek eğlenceliydi. Bir daha gelirsek bu kayanın yanındaki kampta kalmaya karar veriyoruz çünkü çölün çok daha göbeğinde kayaların dibinde hoş bir kamp gibi görünüyor. Çöle gelenlere çölde deve sırtında 2-3 günlük geziler de düzenleniyormuş. Cıvıl cıvıl bir yaşamın tam tersi dingin bir ortamda sessizliği dinlemek, gece çantanıza zulaladığınız içkilerle yıldızların altında sarhoş olmak hoşunuza gidecekse Wadi Rum'da daha uzun süreli bir geziye mutlaka çıkın. Detaylı bilgi için: Wadi Rum Adventures

10 gibi otoyola bırakıyorlar bizi. Yolda Ali Iraqi çalıyor şöför. Ürdün'de dinleyip çok beğendiğim Arapça rap söyleyen bir şarkıcı kendisi. Ama daha sonra şarkılarına ulaşmam mümkün olmadı. Akabe'ye ulaştığımızda çölde soğuktan üşümemek için üstümüze giydiklerimiz elimizdeki poşetlere tıkılıyor hemen. Bodrum'da gibiyiz. 7.5 JD'ye 14:00 Jettbus otobüsüne bilet alıyoruz ve önümüzde daha 2 saat var. Ürdün'ün Kızıldeniz'e tek kıyısı Akabe'de ve haritaya bakarsanız bu kıyı çok zor görülebilecek nokta gibi duruyor. Phuket'teyken çok sevdiğim mercan kayalıkları üstünde şnorkelle yüzme deneyimini burada da yaşabileceğimi anlayınca hemen taksiyle özel plajların olduğu kısma geçiyoruz. Yanımda mayom yoktu ama uyduruk bir terlik ve mayo ayarlıyorum hemen kendime bir dükkandan. 20 dakika sonra mekanda şnorkel kiralamış mayomu giymiş bir halde deniz kenarındayım. Kendisine Shark adını takmış Ahmed isimli birisi bana eşlik ediyor yüserken. Deniz dalgalı ve mercan kayalıklarının üstünde yüzmek yine çok zevkli. Yarım saat sonra mutlu mesut çıkıyorum denizden.

Dönüş yolunda artık yorgunluk bizi hasta edecek düzeye ulaşmış durumda. Otele döndüğümüzde sabah çölde güneşi doğurmuş öğlen Kızıldeniz'de yüzmüş akşam Amman'da otele dönmüş birisinin yorgunluğuyla sızıyoruz. Siz siz olun Ürdün'e geniş bir zamanda gidin yoksa bizim gibi yollarda koşturup durursunuz.

Sabah kalkışımız 7:00. İş zamanı bile bu kadar çok erken kalkmamıştık ama Lut Gölü'nü (Dead Sea) görmek istiyoruz. Kahvaltı sonrası 8'de bir gece önce 45 JD'ye anlaştığımız taksici bizi kapıda bekliyor. 9'da Lut Gölü'ndeyiz. Su çok sıcak değil ama girilemeyecek kadar soğuk da değil. Lanetlenmiş Lut Kavminin kıyısında yerleştiği Lut Gölü dünyanın en alçaktaki gölü. Deniz suyundan 10 kat tuzlu suyu sayesinde suya batmanız mümkün değil. Yüzmek de öyle. Ağzınıza ya da gözünüze tuzlu su temas ederse büyük bir acının sizi beklediğine emin olabilirsiniz. O yüzden sırt üstü yüzülüyor Lut Gölü'nde. Boşlukta yürümenin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız önce Lut Gölü'nde suda asılı kalmanın ne demek olduğunu görün... Sanki birbiriyle akraba iki deneyim gibi geliyor bana bu ikisi...

Otele döndükten sonra rotamız yeniden Abdali'den geçiyor. Şam'a giden taksilere bineceğiz ve ertesi gün de Beyrut'a geçeceğiz...

Fotoğraf Listesi:

1- Petra'nın girişinde yürürken
2- Petra'da vadi boyunca yürürken
3- Petra'da meşhur hazine odası
4- Vadii Rum
5- Vadii Rum'daki kamp yerimiz
6- Lut Gölü'nde gazete okuyor gibiyken.

Önerilen Sayfalar:

Mardin - Hasankeyf
Tahran'da Bir Gün
Beyrut'ta Gece ve Gündüz
Hatay'ın lezzetleri
Gaziantep'te günübirlik yeme-içme-gezme
Şarm el Şeyh
Pembe Marakeş'te İki Gün
Fes'in Sarı Labirentleri ve Kısa Kazablanka Gezisi

dinceryazici79@gmail.com