Sahilden doğuya devam edip Of'a gelince sağa dağlara doğru Çaykara istikametine kırdık direksiyonu ve güzel dağ yolları arasından 1-1,5 saat süren bi yolculukla Uzungöl'e ulaştık. Vakti olanlar yol kenarlarındaki köprüleri görmeden dönmesinler. Şansımıza yağmur çiseliyor ve biz Ağustos sıcağından tişörtlerimizle kaçıp yağmura yakalandık. Ahmak ıslatan buna diyorduk sanırım. Size tavsiyem temmuz ağustos demeyip en azından bi şemsiyeyle yola çıkmanız. Sıcaklık o kadar problem olmuyor da yağmura yapacak bir şey yok.
Yağmur çiselerken önce mıhlamamız sonra alabalığımız geliyor sofraya... Kuymakla mıhlama arasında ne fark var sorusuna kaymak kullanıldığını öğrenip cevap buluyoruz ve yemeğin üstüne enfes fırın sütlacımızı yiyoruz. Bu arada alabalıklar mekanın hemen arkasındaki havuzda canlı canlı yakalanıp geliyor sofraya.
Gündüz gündüz aramadım ama duyduğuma göre ne restoranlarda ne de Tekel bayilerinde içki satılıyormuş. Alkol almak isteyenler tedarikli gitsinler; artık masa altı mı yaparlar, kaldıkları yerde mi içerler orasını bilemem...
Fotoğraf Listesi:
1- Uzungöl'ün meşhur camisi
2- İnan Kardeşler'in bahçesinden bir kare
3- Uzungöl
4- Göl kenarına yapılmış yeni setler
5- Göl etrafındaki evlerden bir kare
Önerilen Sayfalar:
- Sümela Manastırı
- Trabzon Merkez ve Ayder
- Amasra - Betona Esir Olmadan Önce
- Eylül Ayında Tiflis...