zeugma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeugma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2012 Salı

Gaziantep'te Günübirlik Yeme-İçme-Gezme

Gaziantep'te geçireceğim bir gün için planım Zeugma Müzesi'yle Hayvanat Bahçesi'ni ziyaret edip, İmam Çağdaş'ta yemek Zeki İnan'da baklava yemek yönünde. Ama önce sadece sabahları bulunabilen katmer yiyerek başlıyorum güne. Baklavayla gözlemenin birleşmesi diye tarif edebilirim katmeri. Bana sorarsanız baklavadan daha güzel bir tatlı.

Ardından mozaik müzesine gitmek için taksiye atlıyorum. Gaziantep Zeugma Müzesi'ni ziyaret etmeye Hatay Arkeoloji Müzesi'nden sonra karar vermiştim. Tunus Bardo Müzesi'nden sonra dünyanın en büyük ikinci müzesi olan Zeugma Müzesi'ni üçüncü sırada Hatay Arkeoloji Müzesi takip ediyormuş. Yakında yenilenecek okan Hatay'daki müze, depolarındaki bir çok eseri de sergileyebileceği yeni yerine taşınınca yeniden ikinciliği geri alacakmış.

Mozaiklerin o 2000 sene öncesinden gelen etkileyici güzelliği büyülüyor beni. Öncesinde çok da önemsemediğim Roma dönemi mozaikleri Hatay Arkeoloji Müzesi'ni ziyaretimden sonra ilgi alanıma girmeye başladı. Zeugma Müzesi ziyareti bu yüzden beni çok sabırsızlandırıyordu...

Gittiğime de değdi doğrusu. Bundan on sene önce 20 günlüğüne Urfa'ya gittiğimde sular altında kalacak olan Zeugma antik kentine gitme şansım olmuştu. Kazı alanında bir iki mozaiği görme şansım olmuştu ama hepsini toplu halde görmek on sene sonra mümkün oldu ancak.

Gaziantep'te Karşıyaka'da bu sene (2011) Eylül ayında açılmış olan Zeugma Müzesi'ni Kasım'da ziyaret edebildim. Kapıda ister 5 TL'ye bilet alın ister 20 TL'ye bir sene geçerli Müzekart. Zeugma Müzesi yeni bir müze olduğu için mozaikleri sergileme şekilleri de eski müzelerden farklı olmuş. İçeri girer girmez hissediyorsunuz bu farkı. Kimi yerlerde, evlerin zeminine yapılmış mozaikleri sütunlarla, o dönemi yansıtacak şekilde, güzel bir ışıklandirmayla sergilemişler. Camdan köprülerle mozaiklerin üstünde yürümek de güzel bir his.

Mozaiklerde o dönemin Tanrıları, gündelik yaşamdan öğeler gibi konuların yanında geometrik desenler de yansıtılıyor. 2000 yıl önce günümüzün üç boyutlu grafik tasarımlarını andıran geometrik desenler çizilmiş olması da çok ilginç.

Değişik villalardan alınmış eserler üç kat boyunca segileniyor. Giriş katının alt katı eski bir hamam kalıntısını yukarıdan inceleyebilecek şekilde düzenlenmiş, ben gittiğimde alt kata inilemiyordu. Üst kattan alttaki mozaikleri incelemek de güzel oluyor.

Zeugma Müzesi'nin en ünlü eserini görmek için üst kata çıkmaniz gerekiyor. Zeugma deyince ilk akla gelen Çingene Kız mozaiği üst katta kendisine ayrılmış özel kısımda sergileniyor. Bu karanlık odada hoş bir müzik eşliğinde görebileceğiniz Çingene Kız mozaiği özel güvenlik önlemleriyle korunuyor ve mozaiğe belli bir mesafeden fazla yaklaştığınızda alarm ötmeye başlıyor. Aslında bir Çingene kızını değil yer tanrısı gaia'yı gösteren bu mozaiğe ilk görüşte bir Çingene kızına benzediği için bu isim verilmiş. Güzel de olmuş, yakışmış bu isim kendisine.

Müzenin çıkışındaki hediyelik eşya mağazası müzedeki eserlerle ilgili bir çok ürün barındırıyor. Buraya kadar gelmişken Halil Usta'da da yemek yiyebilirsiniz (bir dahaki sefere ben öyle yapacağım - Öğleden sonra kapanıyormuş gerçi saatimi ayarlasam iyi olur.) ama bu sefer İmam Çağdaş'tan yana kullanıyorum tercihimi (hem imam hem çağdaş; doğu batı sentezi gibi isim).

Taksiyle gidiyorum İmam Çağdaş'a. Ali Nazik ve öncesinde lahmacun sipariş ediyorum. Lahmacun çok güzel lakin Ali Nazik o kadar yoğurtlu ki hiç hoşuma gitmiyor. Ardından Zeki İnan'da baklava yiyorum. Baklava güzel ama benim favorim yine de katmer...

Devamında Gaziantep Hayvanat Bahçesi'ne geçiyorum. Kış geldiği için hayvanların yarısı ortalarda yok. Yine de aslan ve kaplanları izlemek çok zevkli. Hayvanat bahçesi geniş bir alana yapılmış ve hayvanların hepsinin kendine ait bahçeleri var. Bahçelerin etraında hayvanların oyunlarını izlemek National Geographic izlemekten çok daha zevkli. Keşke daha uzun zamanım olsa. Havalar ısınınca bir daha geleyim bari.

Sadece aslan ve kaplan değil ayrıca puma, leopar, rakun, deve kuşu, deve, maymunlar... Hayvanların doğal ortamları yerine ait olmadıkları yerlerde barındırılmaları size ahlaken yanlış gelmiyorsa zevk alacağınız garanti. Gelmişken kuşlar için yapılmış kısımdaki rengarenk kuşları ziyaret etmeyi sakın unutmayın. Balıklar arasında piranaları da görebilirsiniz.

Gaziantep'te eğlenceli bir gün eksikleri ilerleyen zamanlarda tamamlamak umuduyla son buldu.

Fotoğraf Listesi:

1- Zeugma'da bulunmuş meşhur Çingene Kız Mozaiği
2- Zeugma Müzesi'ndeki Roma döneminden kalma mozaikler
3- Zeugma Müzesi
4- Zeugma Müzesi
5- Gaziantep Hayvanat Bahçesi
6- Hayvanat Bahçesindeki aslanlar

Önerilen Sayfalar:

Hatay'ın Lezzetleri 
Novosibirsk Gezi Yazısı
Mardin - Hasankeyf
Günübirlik Halep Gezisi
Koştura Koştura Ürdün

3 Kasım 2011 Perşembe

Hatay'ın Lezzetleri


Hatay'a bu ikinci gelişim ve bir tam gün çok da kendimi yormadan Hatay'ı görme gibi bir amacım var. Meşhur Hatay mutfağının en güzel örneklerini tatmak da en büyük hedeflerimden biri.

Merkezde Büyük Antakya Oteli'nin önünde inip karşıdaki Hatay Arkeoloji Müzesi'yle başlıyorum gezime. Dünyanın en büyük ikinci mozaik koleksiyonuna sahip olan müzedeki eserler çok etkileyici. Gaziantep'e gidip Zeugma mozaiklerini de görme isteğim depreşiyor. Müzenin koleksiyonu daha çok, günümüzde de hayli popüler olan, Harbiye'de bulunmuş Bizans mozaiklerinden oluşuyor.

Ardından Uzun Çarsı'dan geçip yarım saatlik bir yürüyüşle St. Pierre Kilisesi'ne gidiyorum. Dağa oyulmuş bu küçük kilisenin Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yeri var. Gidenler şaşırmasın sakın kilisenin önünde herhangi bir tabela bulunmuyor. Tıpkı Kapadokya yöresindekiler gibi zamanında gizli gizli dini ayinlerini yapmaya çalışan Hıristiyanların ani bir baskında kaçmak için kilisenin arkasına yaptıkları tünel de çok ilginç. İncil'de bahsi geçecek kadar eski olan bu kilisenin en etkileyici yanı o günlerin havasını taşıması...

Bu kadar gezmek yeter. Artık meşhur Hatay mutfağından lezzetlere dalma zamanı. Dönüşte daha önceki gelişimde de ziyaret edip tepsi kebabını çok beğendiğim Kasap Aydın'a uğruyorum öğlen yemeği için. Uzun Çarşı'nın içindeki Kasap Aydın titiz bünyelere pek hijyenik gelmeyebilir, bahçesindeki yaz kış uçuşan sinekler beni bile rahatsız etti ama lezzetine kefilim. Tepsi kebabı gramla satılıyor, bir porsiyonu 200 gr. Yanında bi de kutu kola içince 9 lira hesap geldi, bu lezzete gayet ucuz. Biraz fazla açsanız 300 gr da sipariş edebilirsiniz. Zaten biraz kalabalıksa 15-20 dakika beklemeniz garanti. Aç olmayan da acıkıyor beklerken...

Tepsi Kebabı'nın ardından közde künefe yemek için bir yer aramaya başlıyorum. Künefe on numara bir tatlı ama bir de közde pişmiş olunca tadından yenmiyor. Daha önce yediğim yer hep gözümün önünde ama ne ismi kalmış ne de adresi. Neyse ki sora sora caminin avlusundaki Çınar Altı Yusuf Usta'nın Yeri'ni buluyorum. 3,5 liraya yediğim közde künefe enfes. Tatlıya doydum aslında ama bir arkadaşımın tavsiyesi irmik tatlısını da denemek niyetindeyim. Çarşıdaki Anadolu Restoran'ın ününü öve öve bitiremeyen arkadaşıma başta biraz burun kıvırdığımı itiraf etmeliyim ama o nasıl bir lezzettir öyle! Midem şiş, yine de gidiyorum ve siparişi veriyorum. Aman Allahım! Sırf üstünde hindistan cevizi, antep fıstığı ve tarçın var. İçinde sakız gibi peynir... Gözüm dönüyor yerken. Kan şekerim mi çok yükseldi acaba ? Yarısını bırakıyorum lakin beğenmedim sanmasınlar diye sağlam bi bahşiş de bırakmayı ihmal etmiyorum :) Bi dahakine ilk tatlı tercihim o olacak.

Karnım tok sırtım pek olduğuna göre eski Hatay sokaklarına dalma vakti geldi demektir. Merkezdeki Ulucami'nin yanından yukarı doğru yürüyüp sağa sapıyorum ve eski binaların ruhları arasında yürüyorum... Kozmopolit yapıyı en çok burada hissediyorum, "Mardin'in Akdeniz görmüşü" sanki Antakya... Eski evlerin panjurları, avlulu bir ilkokul binası, Katolik Kilisesi'ni gösteren oklar, yolun kenarına değil de tam ortasına yapılmış su oluğu... Corto Maltese çocukken bu sokaklarda koşturmuş deseler inanacağım. Zihni bir yorgunluk kapladı bünyemi; otelime dönüyorum alel acele.

Hatay mutfağında eksik kalan lezzetlerin bir kısmını da akşam yemeğinde tadıyorum: Aşur, yoğurt aşı ve taze kekiğe nar ekşisi katarak yapılmış sağlık fışkıran zahter. Hiç abartmadan söylüyorum hepsi de çok lezzetliydi. Sırf yemekleri için Hatay'a gelinse yeridir...

Gezilip görülecek bir dolu yer daha var ama vaktim bu kadar ne yazik ki. Titus tüneli ve Harbiye'yi bir sonraki sefere bırakıp ayrılıyorum Hatay'dan. Nasıl olsa yolum bir daha düşer buralara...

Fotoğraf Listesi:

1- Bahtiyar Kambur mozaiği
2- Kemgöz mozaiği
3- St. Pierre Kilisesi'nin içeriden görünümü
4- Tepsi kebabı
5- Közde künefe

Önerilen Sayfalar:

Antalya'dan Demre, Simena, Kekova Meke Gölü ve Konya'nın Obrukları
Günübirlik Halep Gezisi
Mardin - Hasankeyf
Gaziantep'te Günübirlik Yeme-İçme-Gezme