sahil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2013 Çarşamba

Yeşilköy'de günübirlik gezinti - Akvaryum ve Havacılık Müzesi

Aslında ikisi de evime yürüme mesa- fesinde ama Yeşilköy'de oturunca iyice savsaklıyor insan bu yakınlardaki güzellikleri. Akvaryum ve Havacılık Müzesi'ni daha uzaklardan şehrin bu tarafına gelecek olanlar için hem ziyaret ettim hem de yazdım. Buyurun:

Aslında ,özellikle hava güzel olduğunda ve haftasonları, deniz kenarında güzel vakit geçirmek isteyenlerin yoğun bir şekilde ziyaret ettiği bir yer Yeşilköy. Ama işte deniz kenarını görmeye geleceklere iki seçenek daha sunayım.

Yeşilköy'ü gezmeye Havacılık Müzesi ile başlamak isteyenlere tavsiyem Sirkeci'den kalkan trenle (Yeşilyurt istasyonunda inip yürüyebilirsiniz) ya da Taksim'den Fransız Konsolosluğu arkasından kalkan sarı dolmuşlarla buraya ulaşmaları. 24 saat çalışan bu dolmuşlarla 5 TL'ye, yol açıksa 25 dakikada Yeşilköy'e ulaşabilirsiniz. (Bu arada Mart 2013 itibariyle banliyö tren hattı tadilat nedeniyle kapatıldı haberiniz olsun.)

Yeşilköy'de havaalanına bitişik bulunan Havacılık Müzesi uçak düşkünlerini çölde vaha bulmuş gibi sevindirecek bir yer. Girişteki otoparkı sayesinde arabayla kolayca ulaşmak isteyenleri de memnun eden müze kapalı ve açık alan olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Kapalı kısımda havacılık tarihini anlatan kısımların yanı sıra eski uçak örneklerini de görebilirsiniz. Ayrıca sinemasında dönüşümlü gösterilen filmler de ilginizi çekecektir. Giriş ücreti 2-3 TL civarında, ayrıca içeride uygun fiyatlı havacılık ürünlerinin satıldığı hediyelik eşya mağazası da mevcut.

Açık kısım komple uçaklara ayrılmış. F16, F5, F4 gibi görece yeni askeri uçakların yanı sıra DC9 gibi daha eski yolcu uçakları da burada ziyaret edilebilir.

Havacılık Müzesi'nden sonra isterseniz doğrudan deniz kıyısına inebilirsiniz... Bir ucu deniz feneri diğer tarafı Akvaryum'a uzanan (Akvaryum'dan sonrası biraz izbe bir yol) bu yol İstanbul'daki en güzel düzenlenmiş sahil şeritlerinden biridir. Yürüyüş yapmak kadar koşu meraklılarının da favori mekanlarındandır sahil.

Akvaryum, Florya'da sarı dolmuşların güzergahı üstünde yer alıyor, yanında da Aqua Alışveriş merkezi var. Bu AVM'nin yemek katının terasında, açık kısımda, güzel bir manzara olduğunu unutmayın.

Akvaryum nasıl bir yer diye soracak olursanız: Akvaryum'a girince öncelikle Türkiye'nin etrafındaki denizlere ayrılmış kısımlar sizi karşılıyor. Karadeniz'in dibinde suyun 100 metre altındaki, eski uygarlıklara ait kalıntıların bulunduğunu, Karadeniz'in nasıl oluştuğunu, denizlerdeki balık örneklerini görerek Türkiye kısmını bitirince bu sefer dünya denizlerine geçersiniz. Süveyş kanalının inşasını, mercan kayalıklarını ve büyük bir akvaryum şeklinde bütün alana yayılmış kısımda köpek balıklarını, vatozları görmek gerçekten insanı etkiliyor. En son Amazon yağmur ormanları kısmı ise aşırı nemli ortamıyla Amazon'da dolaşmaya çıkmanın nasıl olduğunu hissetmenizi sağlıyor. Arada kafelerde mola verme ya da en son hediyelik eşya mağazasını ziyaret etme şansınız da var.

Yeşilköy'e gelenlere bir tavsiyem de semtin sokaklarında turlamaları. Hele fotoğraf meraklıları bu yıllar öncesinin sayfiye kasabasında çok sayıda tarihi köşk, şirin eski binalar, güzel bahçeler bulacaklardır.

Gelelim yeme içme seçeneklerine: Aqua AVM'nin yemek katını zaten belirtmiştim. Alışveriş merkezlerini çok seçenek sunmasa da burasını manzarası nedeniyle özellikle öneriyorum. Sahilde devam ederseniz belediyenin tesisleri uygun fiyatlı ancak lezzetsiz yemekler sunar; yine de çay kahve içmeye uygundur. Şansınıza Atatürk Havalimanı'nda inişler 05 pistineyse üzerinize gelen uçakları izleyebilir ya da gürültüsünden rahatsız olabilirsiniz o kısım sizin bakış açınıza kalmış.

Sahilde devam ederseniz Kırmızı Koltuklar bir şeyler içmek isteyenler için iyidir. Devamında Rönopark simit poğaça alıp kahvaltıya gitmek için ya da sadece çay içmek için iyidir. Rönopark'ın hayvanat bahçesini andıran bahçesindeki tavus kuşlarını görmeyi de unutmayın. Yeşilköy merkezdeyse Kahve Dünyası, Mado, Robert Cafe gibi her yerde bulabileceğiniz mekanların yanı sıra fiyatları biraz tuzlu olan Van Gogh ya da Mienyu gibi bir çok kafe-restoran da acıkanları susayanları rahatlatacaktır.

Yeşilköy aynı zamanda alkollü mekanlarda eğlenmek isteyenlerin de geceleri favori yerlerindendir. Özellikle rakı-balık severler için çok sayıda mekan vardır. Alkolsüz balıkçılar da var elbette. Ayrıca eller havaya severler için Stones gibi popüler canlı müzik mekanları bulmak da mümkün.

Velasıl-ı kelam, İstanbul'da günübirlik bir kaçamak yapmak isteyenler Yeşilköy'ü es geçmesinler derim...

Fotoğraf Listesi:

1- Rönopark'taki tavus kuşları. Beyaz tavus kuşunu ilk kez burada gördüm.
2- Havacılık Müzesi
3- Deniz Feneri ve arkasındaki gökkuşağı (siz gittiğinizde orada olacak diye bir garanti yok!)
4- İniş yapan uçak.
5- Akvaryum'daki köpek balığı 

Önerilen Sayfalar:

- Adalar'a gidiyoruz 1 - Kınalıada
- Adalar'a Gidiyoruz 2 - Heybeliada
- Adalar'a Gidiyoruz 3 - Sedef Adası
- Adalara Gidiyoruz 4 - Büyükada
- İki Deniz Arası 1 - Yeniköy'den Baklalı'ya
- İstanbul'da Erguvan Peşinde...
- Yeldeğirmeni'nde Neler Oluyor?
- İstanbul Karaburun'da Karadeniz Havası

dinceryazici79@gmail.com





6 Aralık 2011 Salı

İstanbul Karaburun'da Karadeniz Havası


İzmir Karaburun değil bu anlatacağım, İstanbul'daki Karaburun. Karadeniz kıyısında yer alan, şehre 70-80 km uzaklıktaki bu balıkçı köyüne Kasım ayının sonlarında serin bi havada gidiyoruz. Hem yürüyüş yapmak hem de fotoğraf çekmek hedefimiz... TEM boyunca Hadımköy sapağına kadar gittikten sonra kuzeye sapıp ardından Karaburun tabelalarını takip ediyoruz. Köyde limana park edip başlıyoruz gezmeye. Güneş bulutların arkasına her saklandığında üşütüyor Karadeniz'in havası. Limandan sola doğru gidip deniz fenerine doğru tırmanıyoruz. Bir tarafta deniz feneri, bir tarafta alabildiğine uzanan Karadeniz... Limana dönen balıkçı gemilerinin ardı sıra giden martılar balık tutmaya çalışmaktansa hazır tutulmuşunu yemenin derdindeler.

Aşağı doğru deniz kıyısına iniyoruz. Fotoğraf çekmek için güzel bir yere gelmişiz. Sahilden yukarıya tırmanıp köyün sokaklarında dolaşıyoruz. Aylardan Kasım günlerden Salı olunca ortalıkta in cin top oynuyor. Yazın ve haftasonları kalabalıklara teslim olan köy burası değil sanki.

Tekrar limana inip bu sefer doğuya doğru sahil boyunca yürüyüşe çıkıyoruz. Sahil çok güzel; enine 30 metre boyuna 5 km uzanıyor neredeyse... Taşsız kumlarda yazın keyif çatmak güzel olur mutlaka ama Karadeniz'in soğuk suları Temmuz'dan önce ısınmaz, Ağustos'un sonuna kadar da ancak tutar bu sıcaklığı. Sahil boyunca boş kaldırımda yürüyoruz. Bir tarafta deniz ve kumsal diğer tarafta da yol kenarında tek sıra evler, pansiyonlar ve lokantalar uzanıyor. Denizde dikine yapılmış iskele gibi taşlık kısımlar sanırım Karadeniz akıntılarından etkilenmeden rahat rahat yüzmek için yapılmış.

Sonunda kaldırım da binalar da bitiyor. Yolun sonu geri dönüş vakti. Karnımız da acıktı... Limanda Hanimeli isimli mekan fazla havalı ve pahalı görünüyor. Tam karşısındaki salaş balıkçının bahçesine oturuyoruz. Balıklar ya daha yeni tutulmuş ya da 1-2 saat önce. Tekir, hamsi ve istavrit sipariş ediyoruz. Ortaya da salata... Balıklar çok lezzetli; martılar boşuna üşüşmemiş balıkçı teknelerine... Üç çeşit balık, salata ve içeceğe 55 lira hesap ödeyip kalkıyoruz. Tadı damağımızda kalıyor balıkların. Yazın yüzmeye ve konaklamaya da gelme niyetiyle ayrılıyoruz Karaburun'dan.

dinceryazici79@gmail.com

Foroğraf Listesi:

1- Deniz Baba Türbesi
2- Balıkçı gemileri peşi sıra karnını doyurmaya çalışan kuşlar
3- Deniz feneri
4- Deniz feneri etrafında yürüyüş
5- Tepeden Karaburun sahili

Önerilen Sayfalar:

- Ballıkayalar'da Piknik
- İstanbul'da Erguvan Peşinde...
- Yeşilköy'de günübirlik gezinti - Akvaryum ve Havacılık Müzesi