black diamond etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
black diamond etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2014 Pazartesi

Nairobi'de Günübirlik Vahşi Yaşam Gezisi

İş gezilerinin kötü yanı vakit darlığıysa güzel yanı değişik yerler görebilmeyi sağlamalarıdır. İşte Nairobi'ye yaptığım seyahatte gördüklerimden "24 saatte Nairobi'de ne yapılır?" anlatacak kadar bilgi derledim. Buyrun:
Afrika kıtasının kuzeyi Avrupa'ya yakın olduğundan en güneyiyse yıllarca beyazların ırkçı yönetiminin getirdiği tek avantaj olan düzen olgusundan dolayı turistler için güvenli yerler olarak görülür. Afrika'nın geri kalanı ise daha çok macera arayanlar içindir. Kenya bu ülkeler içinde nispeten gelişmiş/güvenli olanlardan biridir. Beyazsanız merkezdeki caddelerde yürürken sizi rahatsız etmezler. Gerçi 2013'teki alışveriş merkezi baskınında öldürülenlerin hikayesi herkesi çok üzdü ama yine de safari yapmaya, ülkenin doğal güzelliklerini görmeye bir çok turist Kenya'ya geliyor.
Kısa süreli ziyaretimde kaldığım merkezdeki Sarova Stanley Hotel'in her yerine sinmiş o rutubet-tarih kokusunu bile sevdim. Şehrin en iyi otellerinden biri olan Stanley, 5. katındaki havuzu ve spor salonu, giriş katındaki yemek mekanı, keza havuzun yanındaki kafesiyle Afrika standartlarının oldukça üstünde bir otel. Çok büyük olmayan havuzu sadece otel müşterilerine açık olduğundan çok kalabalık olmuyor. Spor salonu da çok geniş değil lakin iş görüyor. Kahvaltısı gayet iyi. Afrika'da tropikal meyve suları bulunca kaçırmayın; Stanley'in açık büfe kahvaltısı bu açıdan da doyurucu.
Gelelim gezilecek yerlere. Trip Advisor'da en beğenilen yerlere bakacak olursanız bolca hayvan barınağı göreceksiniz. Biz de günübirlik gezimizde bu yerleri ziyaret ettik. Böyle bir gezi için taksicilerle pazarlık yapabilirsiniz. Biz Turkenya Tur'un minibüsüyle seyahat ettik. Günlük 80$ minibüse ödedik. Diğer bütün girişlerin parası da bizdendi. Taksiciler size daha uygun fiyat verebilirler belki.
İlk durağımızda yavru filleri ziyaret ediyoruz. David Shedrick The Home of Young Elephants, annesiz yavru filleri besleyip büyüten ve sonra da doğal ortama salan bir merkez. Sakın fillerin sırtlarında turistleri taşıdıkları yerler gibi düşünmeyin. Hayvanların bu şekilde çalıştırılmasına karşı bir merkez burası. Zaten bir tek 11-12 saatleri arasında ziyaretçi kabul ediyorlar ve yavru fillerin öğlen yemeği ziyafetlerini izlemine izin veriyorlar. Giriş ücreti kişi başı 500 Kenya Şilini.
Bir sonraki ziyaret ettiğimiz mekan zürafaları beslememize izin veriyor. Kişi başı 10 $'a girdiğimiz Giraffe Center'da zürafaları besleyecek kadar yakın olmak hepimizi çok mutlu ediyor. Merkezde zürafalarla ilgili bilgilerin paylaşıldığı bir kısım da var. Bu kısımda Afrika'da yaşayan zürafaların kaç cins olduğunu, hangi bölgelerde yaşadığını, sayılarının ne kadar azaldığını ve diğer temel bilgileri bulabilirsiniz. Zürafalarla beraber bu merkezde domuz benzeri bir hayvan da göreceksiniz. Ağzının iki tarafındaki dişlerle domuzdan ayrılan bu hayvanın İngilizce adı Warthog.
Timsahları göreceğimiz Crocodile Farm'a gidiyoruz ardından. Rehberimiz hiç hareket etmeden yatan kocaman timsahların sopa sallayıp harekete geçmesini sağlıyor. Kim bilir ne cins bir hayvan sandığı sopayı ısırırken, tehlikenin net bir şekilde farkına varmamak elde değil. Bu merkezde isteseniz yavru timsahları da sevebilirsiniz. Keza kaplumbağalar ve deve kuşları da görebileceğiniz hayvanlar arasında. Merkezin yan tarafında güzel bir park yeri var ve şansımıza bugün okulların tatile gireceği gün olduğundan son gün şerefine hocaları öğrencileri gezmeye bu parka getirmiş. Sevimli Kenyalı çocuklarla oynamadan duramıyoruz. Zaten onlar da yanımızdan ayrılmıyorlar. Parkın içindeki eski tarz oyuncaklar da çok ilgimi çekiyor. Çocukluğumun dönme dolabı, salıncağı meğer Nairobi'ye gelmiş yıllar önce ve benim onu bulmamı bekliyormuş. Çocuklar neşe içinde dönüp duruyorlar kocaman oyuncaklarda...
Yavaş yavaş öğleden sonra oldu ve yorulmaya başladık. Programda Nairobi Safari Walk da var ama biz onu yapmaktan vazgeçiyoruz. Programın sonunda Bomas of Kenya ziyareti var. 1971'de yapılmış bu merkez değişik kabilelerin yaşam alanlarını gösteren evler çok ilgimizi çekiyor; hatta bu evleri anlatan bir kitapçık da alıyorum hazır gelmişken. Ardından kişi başına 10 $ ödediğimiz dans gösterisini izlemeye geçiyoruz. Dans gösterisinden pek ümitli değildim aslında ama değişik yörelerin yerel dansları gezinin en güzel yanlarından biriydi. İyi ki gelmişiz buraya da dedik hepimiz. Dans gösterisi haftaiçi 14.30 ve 16.00 haftasonu ve tatil günlerinde 15.30 ve 17.15 saatlerinde.
İki boş günümüz olsaydı Masai Mara turuna da çıkabilirdik. Nairobi'den 5 saat uzakta yer alan Masai Mara turu hazır buralara gelmişken gerçek bir safari tecrübesi yaşamak isteyenlerin kaçırmaması gereken etkinliklerden biri.
Eğlenceli bir gezi oldu. Yorgun argın döndük otele. Nairobi'de yemek yenilecek mekanlardan ve gece çıkılacak yerlerden de bahsedip bitireyim bu yazıyı. Otelde yemek yemek istemeyenler iki tavsiyem var. Biri otelden çıkıp sağ bir daha sağ yapınca yolun karşısında göreceğiniz Stears hamburgercisi. Hamburgerleri lezzetli. Çarşambaları bir alana bir bedava promosyonu da var. Eğer hamburgerci sizi kesmezse o zaman şehirdeki Brezilya restoranlarından birine gitmenizi tavsiye ederim. Nairobi'de üç tane Brezilya restoranı olduğunu duydum. Bunlardan ilki merkezde, Black Diamond'a da yakın bir yerdeki Fogo Gaucho. Buranın özellikle haftasonları çok dolu bir yer olduğunu hatırlatayım; gitmeden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Biz gittiğimizde yer bulamayıp hemen diğer Brezilya restoranına devam etmiştik. İkincinin ismi  Le Pampa Churrascaria. Havaalanı tarafında şehirden biraz uzak bir yerdeki bu restoran Panari Otel'in içinde yer alıyor. Taksiye pazarlıkla 1000 şilin ödedik gidişte. Dönüşte 1300 şiline dönebildik. Le Pampa Churrascaria'da yiyebildiğin kadar et, çorba ve salata 1800 şilindi (2012 fiyatdır bu). İ.ecekler için ekstra ücret ödeniyor: büyük su 200 kola 125 şilindi. Brezilya restoranlarının özelliği envai çeşit etin siz doyana kadar servis edilmesi. Dana, kuzu ve tavuk gibi bildik hayvanların dışında, hadi keçi de kolay bulunur olsun, deve, devekuşu, tavşan hatta timsah eti bile yemeniz mümkün. Şımarıp "aslan var mı aslan?" diye sorduğunuzda bazı hayvanları yemediklerini anlatıyor garsonlar. Doğal ortamında beslenmiş lezzetli etler yemek için güzel bir mekandı burası, tavsiye ederim.
Gece hayatı içinse Black Diamond gece 4'e 5'e kadar açık güzel bir mekan. 250 kenya şilinine yerel biraları Tuscer ya da Türkiye'de pek bulunmayan Smirnoff Ice içebilirsiniz. Bir diğer tavsiyem Florida. Burası 6'ya 7'ye kadar açık oluyor. İki mekana da kızlı erkekli gidebilirsiniz ama mekana erkek erkeğe ya da yalnız başına bir erkek olarak giderseniz mutlaka mekanda 'çalışan' kadınlar yanınıza gelip sizle tanışmaya kalkacak ve parada anlaşırsanız geceyi sizle geçirmeye kalkacaktır. Bu hatunlarla sadece sohbet etmeye bile kalksanız sonunda sizden para isteyeceklerini ve kolay kolay peşinizi bırakmayacaklarını unutmayın.
Nairobi'den alınacak hediyelik eşyaların başında ahşap ıvır zıvırlar geliyor. Maskeler, biblolar, tabak-çanak, süs eşyaları, kolyeler, taraklar... Haftanın bazı günleri Hilton'un arka tarafında yer alan otoparkta kurulan pazarda bu tarz Afrika'ya özgü hediyelik eşyaları bulabilirsiniz. Pazarlığın sünnet olduğunu unutmayın elbette ama ödeyeceğiniz paranın TL cinsinden çok cüzi miktarlara indiği durumlarda sineğin yağını çıkartmamaya çalışmanızı tavsiye ediyorum.

Gezi boyunca tur hizmetini Turkenya isimli acentadan aldık. Güvenilir bir şirket arayacak olursanız tavsiye ederim:
www.turkenya.com +254 20 2424484

Fotoğraf Listesi:

1- David Shedrick fil evindeki yavru fillerden biri çamurlu suda keyif çatarken.
2- Zürafalar elimizdeki yemleri yemek için kafalarını uzatıp karınlarını doyurmak için beklerken.
3- Timsahlar hareketsiz beklerken
4- Eski Kenya evlerinden biri: Bu gördüğünüz 2'nci kadının evi. Birden çok evlilik yapılan dönemlerden kalma ev yapısının bir örneği. 1'inci kadının evi bundan daha büyüktü. Keza bir de 3'üncü kadının evi vardı o bundan da küçüktü.
5- Binilen aletlerin teknolojik olarak ne kadar gelişmiş olduğuyla çocukların yüzlerindeki gülümseme arasında hiç bir orantı olmadığının ispatı
6- Timsah çiftliğinde hareketsiz duran timsahlar en küçük bir kıpırtı sezdiklerinde hemen av pozisyonuna geçmeye hazırlardı
7- Bomas of Kenya'daki dans gösterisinden bir kare

Nairobi'deki gezinizdeki tecrübelerinizi paylaşmak ister ya da yardımcı olabileceğim bir konuda soru sormak isterseniz: dinceryazici79@gmail.com

Önerilen Sayfalar:
- Ve Johannesburg
Cape Town - Johannesburg Tren Yolculuğu




6 Nisan 2013 Cumartesi

Danimarka'da, Kopenhag'ın Göbeğindeki Komün: Christiania

Kopenhag'da kısa bir boş vakit yarattığımda 'acaba nerelerde vakit geçirsem?' diye internette araştırma yapmamla başladı her şey. Ve Kopenhag'ın tam ortasında 40 yıldır bir grup hippinin komün hayatı yaşadığını öğrenmemle gezi planım belli oldu: Christiania'da yarım gün geçirip neler olup bittiğini kendi gözlerimle görecektim.

Havaalanından trene binmek için bilet alırken "gidiş dönüş bileti alayım ki garanti olsun" dedim ve biletleri alınca anladım ki biletler 75 dakika geçerli. Yani dönüş biletini dönüşte almam gerekiyormuş .. Ayrıca Zone'ları da karıştırmış bi de fazla bilet almışım. "Danimarka pahalı bir ülke demişlerdi zaten" diye avuttum kendimi...12 dakika sonra Christianshavn durağında indim metrodan.

Bu arada Christiania'nın Kopenhaglılar arasında hiç de iyi bir şöhreti yok. Hele ki iş için buraya gelmişseniz Christiania sadece torbacıların, cankilerin mekanı olarak biliniyor. 'Siz de oraya gitmek istediğinize göre yolunuz belli' gibi bir tavır sergilediler bana, haberiniz olsun.

Neyse; durakta inince yolun karşısına geç, kulesi Babil'den apartılmış kilisenin yanından geçince Christiania'nın girişlerinden birini etraftaki grafitilerden hemen tanıyorsun. Girişten itibaren size ilk selam veren güneş gözlüklü abiler torbacılar işte. Biraz yürüyünce daha açıkta bir kaç tezgah daha görebilirsiniz. Her ne kadar özerk bir komün havasında takılsalar da Danimarka topraklarında uyuşturucu maddelerin satılması hala yasak, bu yüzden polis ara ara buraya baskın düzenleyebiliyor. İşte komünün kuralları burada ortaya çıkıyor: Fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Koşmak da yasak çünkü koşmak buranın halkı için polis baskını olduğunu bildirme yöntemi. Bir de ot dışındaki ağır uyuşturucuları yasaklamışlar. Christiania'yı bu kadar popüler yapan etmenlerden biri ot tabii. Kah merkezde, kah merkeze yakın göl kenarında gençler takılıyorlar... Onun dışında bir fark yaratmıyor ot.

Başka nasıl bir yer Christiania? Dışarısı kadar temiz, düzenli, her tarafı özenle tasarlanmış bir yer değil ama doğayla barışık, gayet işlevsel tasarlanmış bir yer. Yaşadığı topraklarda hüküm sürmektense tıpkı diğer canlılardan biri olduğunu kabullenip doğanın bir parçası olarak yaşayan insanlar tarafından düzenlenmiş burası. Ancak o kadar da sistem dışı bir yer hayal etmeyin; hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, restoranları olan bir yer burası aynı zamanda. İlk girişteki mekanlar çok belli ki daha çok turistler için. Bu arada Christiania'daki yeme içme fiyatları da dışarıdan çok ucuz değil. Bir omlet 20 liraya özel hamburger 30 küsür liraya satılıyor. Bu arada bir sonraki gelişimde Christiania içindeki Vegan restoranı da ziyaret ettim. Yine fiyatlar pahalı ama Kopenhag'daki ender vegan mekanlardan biri burası, tavsiye ederim. 

Christiania'nın içinde ilerledikçe bir gölün iki tarafındaki patikanın iki tarafındaki evlerden oluştuğunu anlıyorsunuz. Eski fabrikalardan dönüştürülmüş yerler dışındakilerin hemen hepsi ahşaptan. Çok farklı tasarımlardaki bu evler genellikle küçük ve kimilerinin terası kimilerinin verandası var. Özel mülkiyet olmayınca çıkmaz sokaklar da olmuyormuş... Hangi yoldan giderseniz gidin bir yere çıkıyorsunuz.

Doğayla barışık bir yaşam geri dönüşümü ve buna uygun tasarımları da beraberinde getiriyor: Eski makinalar dönüştürülüp sandalye ya da masa olmuş, tahtadan çocuk bisikleti, ağaç kovuğundan saksılar yapılmış... Kimileri de ileride değerlendirilmek üzere depolanmış işlevlerini bulacakları günü bekliyorlar. Bisiklet fabrikası ve çocuk evi gibi yerlerin önünden geçip yaklaşık iki saatte tamamlıyorum yürüyüşümü. Christiania'nın hemen dışındaki evlerin buraya ait olmadığını içeri girişi engelleyecek uzun bahçe çitlerinden, evin kamerayla korunduğunu gösteren tabelalardan kolayca anlayabilirsiniz.

Oturup birileriyle konuşmadığım için gezip gördüklerim bunlar. Konuyla ilgilenenler internette daha fazla bilgi bulabilir ya da buraya gelip birilerinden bilgi alabilirler.

Kopenhag'da gezecek başka bir yerler arayanlar için başka bir tavsiyede daha bulunayım: Bot turu. 10 € fiyatı olan 1 saatlik bot turuna Gammel Strand'dan çıktık. 1 saat boyunca kanallardan dolaşarak Kopenhag'ı keşfetmenin tadını çıkarttığımız bu tur boyunca rehberimiz İngilizce olarak etraftaki binaları ve yerleşimleri anlatırken siz de düzenli kanallarda dolaşmanın tadını çıkartabilirsiniz. Küçük Deniz Kızı heykeli, Eski Borsa Binası, Yeni Opera Binası, Black Diamond adı verilen dalgaların bina yüzünde yansımasıyla gerçekten siyah bir elması anımsatan bina ve daha niceleri... Ödediğiniz paraya değiyor gerçekten de. 

dinceryazici79@gmail.com

Fotoğraf Listesi:

1- Christiania'nın girişindeki meşhur ev
2 -Christiania'nın girişlerinden bir tanesi
3- Göl kenarındaki patikalardan birinde yürürken...
4- Bot turu

Önerilen Sayfalar:


Kopenhag - Geniş Geniş
- Kopenhag'ın batısını Fredericksberg civarını gezmek isteyenler için: Kopenhag Bir Günde Gezilebilir mi?
- Hamburg'da bir işgal evi - Rota Flora: Christmas Zamanı Hamburg'da 2 gün
- Yel Değirmeni'nde bir işgal evi - Don Kişot: Yeldeğirmeni'nde Neler Oluyor?
- Gezi Parkı İşgali Zamanları: Taksim Gezi Parkı Gezisi