30 Haziran 2016 Perşembe

Torino'da Bir Haftasonu

Torino (İngilizcesi Turin) gezimi 2.5 haftalık Avrupa turunun ortasına denk getirdim. Utrecht, Amsterdam, Brüksel ve Lüksemburg'dan sonra sırada Torino var. Torino bu rotada biraz ters kaçıyor gibi görünse de Ryan Air'in ucuz biletleriyle zaman ve fatura neredeyse diğer geçişlerle aynı hesap oldu. Hem Ryan Air'i de tecrübe etmiş oldum bu sayede.

Ryan Air'le uçmak:

50 Euro'ya aldığım bilet beraberimde yanıma 10 kg'lık bir bavul (55 × 40 × 20 cm ebatlarında olabiliyor) ve bir el çantası ya da şemsiye gibi bir ürün alma hakkı tanıyor. Kurallarda yazan eğer limiti geçerseniz sizden 50 Euro ekstra bagaj ücreti alacakları ama eğer fazla bagajınız varsa Online Check-in sırasında 20 Euro'ya bagaj hakkı alabilirsiniz. Uçuş saatinden 48 saat önce açılıp 2 saat öncesine kadar açık kalan Online Check-in'den faydalanmaz havaalanında cehck-in yaptırırsanız 50 Euro civarı Check-in parası ödemeniz gerekiyor. Bir de Avrupa Birliği vatandaşı olmayanların Online Check-in yaptıktan sonra Boarding Pass'ın çıktısını almaları ve havaalanında check-in masasında bu çıktıyı mühürletmeleri gerekiyor.

Gelelim uçuşa. Uçuştan yeme içmeyi geçtim tuvalet bile 2 € diyen arkadaşlarım nedeniyle yerimden bile kalkmadım. Uçak neredeyse tamamen dolu. Herkesin sadece el bagajları var ve çantalar çok zor sığıyor başüstü dolaplarına. Erken binmekte fayda var anlayacağınız. 


Torino'ya gelecek olursak: 

Torino Havaalanı'nda ne yazık ki ne bir Information Desk ne de ücretsiz WiFi var. Şehre ulaşmak için alandan çıkınca sağdaki otobüslere binmek gerekiyor. Şansıma benim gittiğim gün ücretsizdi. Porto Susa istasyonu merkeze en yakın durak. Airbnb'den bulduğumuz ev burdan yürüyerek 10 dakika. Yüksek tavanlı eski bir binanın giriş katı.

Torino 1500'lerde gelişmeye başlamış bir İtalyan şehri. Zamanında Sardinya Krallığının da başkentiymiş. Bugün şehrin merkezi, düzgün sokaklar ve caddelerin kenarlarını süsleyen şık tarihi binalarla kaplı. Tarihi doku çok bozulmamış. Piazza della Repubblica'ya ulaşırsanız Turist Information bulabilirsiniz.

İlk gece arkadaşım gelene kadar şehir merkezini anlamaya çalışıyorum. Şehir merkezlerindeki caddeleri "aynı bizim İstiklal Caddesi" diye tanımlamak artık adet olmuş ama Via Garibaldi fazlasıyla İstiklal Caddesi'ni andırıyor. Hatta gecenin sonunda biraz da içkinin etkisiyle gaza gelip eninin de İstiklal Caddesi'yle aynı olduğunu iddia edip 36 ayak olarak ölçtüm. Şimdi bir İstiklal'e çıktığımda onu da ölçmem lazım. 

Akşam yemeği vakti gelince tercihimizi güzel bir restorandan yana kullanıyoruz: Solferino. Piazza Solferino'daki bu şık restoranda normalde rezervasyonsuz zor yer bulunuyormuş. Zaten bize de 21.30'a kadar bir masa tahsis edebildiler. Bu lüks restoranın en ünlü yemeklerinden biri çiğ kıymayı yağlı bir sosla masanızın yanında karıştırıp hazırladıkları ismini bilmediğim yemek. Hemen her masaya bi tane hazırladılar bu bizim pek anlam veremediğimiz ama restoranın spesiyalitesi olduğu belli olan yemekten. Biz trüf mantarlı Tajian yedik. Şu hakkında sürekli "Vay kilosu bu kadar pahalı" "Üf ne kadar değerli" diye haberler çıkan trüf mantarını da denemiş olduk. Evet biraz pahalı olduğundan ipince dilimler halinde katılıyor ve evet gayet lezzetliymiş. Tatlılar, şaraplar, peynir tabakları derken gayet doyduk. Hesap da tabii biraz dolgunca geldi ama abartı da değildi. Hele ki İstanbul'da lüks bir restoranda yemek yemenin bedelini bilenlere ucuz bile gelebilir. Ziyafet çekmek ya da özel bir akşam yemeği isteyenlere tavsiye ederim.

Yemek üzerine bir şeyler içmek isteyenler Via Garibaldi'nin kuzeyine çıkıp oradaki barlarda demlenebilirler.

Müze ve Tarihi Yerler:

Ertesi günü müze gezmesine adadık. Zaten Torino'nun zenginliği hakkında fikirlerimi biraz da gezdiğim 3 müze belirledi. Önce şehir merkezinde biraz turladık. Piazza della Repubblica'nın yan tarafındaki Porta Palazzo pazarına uğradık. Meyve sebze dışında ucuz kıyafet için de bu pazarı gezebilirsiniz. Ya da sadece İtalya'da pazarlar nasıl olur öğrenmek için.

Pazarın hemen yanında yer alan Porta Palatina da ilgi çekici bir yapı. 1. yüzyıldan kalma bu Roma dönemi kapısının yan tarafında bir Sezar heykeli de yer alıyor.

Merkezdeki Palazzo Madama aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan saraya da ev sahipliği yapıyor. Via Roma'dan devam edip ulaşılan Piazza San Carlo daha çok Nişantaşı ayarında markalara ev sahipliği yapıyor. Biz de şehri tanıyalım diye buradan yürüye yürüye Anatomi Müzesine (Museum of Human Anatomy Luigi Rolanda) gittik. Burası aslında üniversite bünyesinde 3 müzeyi içeriyor. Biz diğer iki müzeyi pas geçip doğrudan 5 €'luk biletlerle Anatomi Müzesini gezdik. 1739'da kurulmuş bu müze bir yandan mum heykelleri diğer taraftan insan organlarını ve sistemlerini sergiliyor. Body Worlds'e giden yolda eksik ara tür diyebiliriz bu müzeye. Bugün artık biraz demode kalmış görünse de ben çok beğendim.

Yürümeye devam edip artık iyice şehrin dışına doğru gelirken bugünkü ikinci müzemize ulaştık: Otomobil Müzesi (Museo Nazionale dell'Automobile). Tarihi arabalara meraklı olmayan beni bile etkiledi bu müze. Eski çamaşır makinesi gibi duran ilk otomobillerden 40'ların retro yarış arabalarına, tekerleğin evriminden eski reklamlara, üretime geçmemiş tasarım otomobillere kadar dopdolu bir müze. İtalya'nın otomotiv merkezlerinden biri olan Torino'ya (FIAT'ın T'si Torino'ymuş) yakışan bir müze olmuş. Bu gazla ilk Bursa ziyaretimde Setbaşı'ndaki Otomobil Müzesi'ni de gezerim.

Son müzeyi gezmeden önce karnımız acıkınca hemen etrafta bir yerler aramaya başladık. Zorlu'da açıldığı zaman pek bi sükse yapmış Eataly'nin bir şubesini buluyoruz. Zorlu'daki biraz lükstü sanki; oysa burda Eataly bildiğin market içinde yemek de yenebilen normal bir yer. Yani gayet orta sınıf ve altına hitap ediyor. Yemeklerin de pek bir olayı yok... Hani büyük bir Carefour ya da Kipa'ya gider alışveriş sonrası marketin içinde bi de bir şeyler atıştırayım dersiniz ya. Hah! İşte bi fırt yukardadır daha ötesi değil. Seri üretim pizza, makarna ve tatlılar da pek lezzetli değildi açıkçası.

Son olarak merkezdeki Mısır Müzesi'ne (Museo Egizio) gidiyoruz. Bir günde 3 müze gezmek biraz ders çalışmak gibi oluyor ama bu müze diğer ikisinden de çok hoşuma gidiyor. Kahire'deki Egyptian Museum'dan sonra (onun kadar beğendim bunu da) dünyadaki 2. büyük Mısır medeniyeti müzesi burası. Önce bu müzenin nasıl kurulduğu, 1800'lerde mumyaların, bulunan taşların nasıl Mısır'da pazarlarda satıldığı anlatılıyor. Sonra da buluntular üzerinden ilk dönemlerinden başlayıp Romalıların ele geçirdiği döneme kadar kapsamlı bir şekilde Mısır medeniyeti anlatılıyor. 2 saat yetmedi bana burda haberiniz olsun.

Son gün Po nehrini geçip Gran Madre di Dio Kilisesine geçip başladık gezmeye. Pazar pazar ayine denk geldik. Bu arada Po nehri kıyısı özellikle yazları çok eğlenceli bir yere dönüşüyordur eminim ki. Biz gezerken bir yarışa denk geldik. Sabah sabah yüzlerce kişi nehir kenarında koşuyorlardı.

Şehrin bir çok yerinden görülen yüksek kuleye gidiyoruz ardından. Televizyon kulesi mi kilise mi derken şehrin sembollerinden Mole Antonelliana çıkıyor karşımıza. Aslında Sinagog olarak inşa edilen yapının 5 katı 2000'den beri Sinema Müzesi'ne (Museo Nazionale del Cinema) ev sahipliği yapıyormuş. Ayrıca tepesine çıkan asansörün çok güzel bir manzarası var. 1 saatten fazla sırada beklemek istemediğimizden biz müzeyi geziyoruz. Şansımıza müze de ücretsiz. Vakti olanlar ve sinemaya ilgi duyanları cezbedecek bir müze burası. Çok ilgisi olmayanlar da Great Temple denilen merkezindeki yatar koltuklarda binanın tadını çıkarabilirler.

Dönüşte Porto Susa'nın karşı tarafında otobüsü bulamayınca taksiye biniyoruz. 30 €'ya 20 dakikada götürüyor taksi. 7.5 € otobüs fiyatı olduğunu belirteyim. Torino İtalya'daki favori şehirlerimden biri değil ama yine de gördüğüme sevindim.

Fotoğraf Listesi:

1- Özellikle hayvan başı şeklindeki kornosuyla dikkat çeken tarihi araba Otomobil Müzesi'nde sergileniyor
2- Sinema Müzesi'nin içindeki meşhur heykel
3- Otomobil Müzesi'ndeki en beğendiğim arabalardan biri
4- Anatomi Müzesi'nden bir sahne
5- Bu ilginç binanın 1800'lerde başlayan inşaatının amacı sinagogmuş. Şimdilerde Sinema Müzesi olarak işlev görüyor.
6- Zamanında Mısır'da çarşı pazarda satılan mumyalardan biri İtalyan kaşifler aracılığıyla 100'lerce yıl önce Torino'ya ulaştırılmış. Şimdi de Mısır Müzesi'nde sergileniyor.

Önerilen Sayfalar: İtalya'da başka nereler gezilir?

Bologna'da Porticolar altında bir gezi
Siena, San Gimignano ve Palio Yarışı
Pisa
Günübirlik Milano
Roma'nın Mimari Şaheserleri
Floransa
Çarşılı Köprüler - Irgandı, Rialto ve Vecchio
Venedik'te Bir Gün...

- Mısır Mumyaları konusunda en büyük müze Egyptian Museum ziyaretini de içeren Şarm El Şeyh ve Kahire