26 Haziran 2011 Pazar

Goree Adası - Dakar



Senegal'in başkenti Dakar'da geçirilecek bir gün için seçtiğim hedef Goree Adası'ydı. Dakar'da görülebilecek en güzel yerlerden birini seçmişim gerçekten de. Bir günüm daha olsa Pembe Göl'e de gitmek isterdim ama o da bir dahaki sefere artık...


UNESCO tarafından dünya kültür mirasına dahil edilmiş olan Goree Adası şirin evleri, her köşesi özenle korunmuş - düzenlenmiş sokaklarıyla hem yerel halkın yaşamına devam ettiği hem de turistik bir ada. Eskiden Amerika kıtasına gönderilen kölelerin dağıtım noktası işlevi gören ada şimdilerde bu kara tarihinin unutulmaması için en son köle evlerinden birini müze olarak ziyaretçilerine sunuyor. Zamanında 20 milyona yakın kölenin geçtiği adadaki son köle evini mutlaka bir rehberden dinleyin ki o küçücük odalara onlarca kişinin nasıl sıkış tepiş doldurulduğu, daracık odada 120 kişinin günde sadece bir kere tuvalete gitmelerine müsaade edilirken nasıl yaşam savaşı verdikleri, kaçmaya çalışanların nasıl öldüğü gözlerinizde daha iyi canlansın. Adada adanın tarihini anlatan bir müze de mevcut.

Adadakilerin kalın kanvasa yaptıkları resimler de hediyelik almak isteyenler için birebir. Benim gibi büyük boyutlu resimlerden birini alacaksanız dönüşte pazarlık yapın ki bütün adayı o resimlerle gezmek zorunda kalmayın.


Limanda gemiden indikten sonra sizden 500 frank kadar (1 dolardan biraz fazla) vergi alıyorlar makbuzla. Ardından sol tarafa doğru tepeye çıkan yoldan giderseniz 2. Dünya Savaşı'nda adaya yerleştirilen topa ulaşırsınız. Ayrıca daha çok Madagaskar' la özdeşleşmiş olan baobab ağacını da görebilirsiniz. Küçük Prens kitabında da bahsedilen ve Afrika'da kutsal kabul edilen baobab ağacının köklerinin tepede, dallarının toprağın altında olduğuna inanılıyormuş.


Ada boyunca hoş heykeller de sokakları süslüyor. Rengarenk çiçekler, ağaçlar, evler çok hoş bir ambiyans yaratıyor. Limanın önündeki mekanlarda ister bir şeyler atıştırın, ister meşhur Gazelle birasından için. Ada'da kalmak isteyenler için bir otel ve bir guest house da mevcutmuş.


Adaya gidiş dönüş bileti 5000 frank. Dakar'da taksi fiyatları da uygun, ama öncesinde fiyatı konuşmayı ve pazarlık yapmayı unutmayın.


Dakar'dan Goree Adası'na gemi saatlerini de vereyim tam olsun: (haziran 2011 itibariyle)


06:15

07:30
10:00
11:00
12:30
14:30
16:00
17:00 (cumartesi hariç)
18:30
20:99
22:30
23:30 (sadece cuma)
00:45 (sadece cumartesi)

Goree Adasi'ndan Dakar'a


06:45

08:00
10:30
12:00
14:00
15:00
16:30
18:00 (cumartesi hariç)
19:00
20:30
23:00
00:00 (sadece cuma)
01:15 (sadece cumartesi)

Fotoğraf Listesi:


1- Yolda karşılaştığımız öğrenciler okula gidiyorlardı.

2- Adanın renkli evlerinden biri
3- Savaş zamanı yerleştirilmiş, günümüzde kullanılmayan sabit tank
4- Köleevi yakınındaki heykel
5- Goree Adası Hatırası

Önerilen Sayfalar:


- Zanzibar - Dakar'da Ngor Adası, Pembe Göl ve Afrika'nın Rönesansı Anıtı
Nairobi'de günübirlik vahşi yaşam gezisi
Cape Town'da Yılbaşı Zamanı 6 Gün
Cape Town - Johannesburg Tren Yolculuğu
Ve Johannesburg

7 Haziran 2011 Salı

Üç Eski Rum Köyü...

Kısa bir gezi için arabayla İstanbul'dan yola çıktık yine... Mayıs sonu 2011. 3 gecemiz var ve görmek istediğimiz 3 eski Rum köyünün yanı sıra arkadaşlarımızın yanına Alaçatı'ya da uğrayacağız.

Rotamızda ilk ziyaret edeceğimiz yer Adatepe köyü. Geçen sene gidip çok beğendiğim bu köyün havasını solumak bana yine geldi. Köyü ilk kez gören arkadaşım biraz tiyatro dekoruna benzetse de Adatepe'yi beğeniyor. Yerli halktan kimsenin yaşadığını görmediğim, sokaklarında çocukların koşturmadığı bu eski Rum köyünü başka bir yazıda anlattığım için o güzel taş evlerini, Zeus Altar'ını, Adatepe Pansiyon'da yaptığımız güzel kahvaltıyı anlatmıyorum hiç.

Adatepe'yi öğlen olmadan terk edip Alaçatı'ya yollanıyoruz. Gece Selçuk'a bağlı Şirince köyünde konaklamak niyetindeydik ama Alaçatı'da gördüğümüz arkadaşlarımızın tavsiyesiyle Şirince'yi bir gün sonraya bırakıp Mordoğan'a yollanıyoruz gece konaklamak için. Hedefimizde Ayışığı Pansiyon var. Otoyoldan yaklaşık 40 km içeride, kötü bir yolu olduğu için çok fazla yapılaşmaya maruz kalmamış şirin bir yer Mordoğan. Mordoğan'da deniz kenarındaki Ayışığı Pansiyon bir mimari harikası değil belki ama çok uygun fiyata konaklayabileceğiniz, sevimli ev sahileri olan bir yer. Rahime Abla'yla tanışmanın verdiği keyifle konaklıyoruz Ayışığı Pansiyon'da... Hava henüz daha denize girmeye uygun değil ama Mordoğan'da deniz havası almak, gece gece köpeklere aldırmadan deniz kenarından merkeze yürümek ve Yalı balıkçısında kötü balıklara rağmen bir şeyler yemek gayet zevkliydi.

Ertesi sabah Şirince'ye doğru yola çıkıyoruz. Şirince'nin yolları Mordoğan'la karşılaştırınca gayet güzel: Önce İzmir ardından Aydın otobanından giderken Selçuk yol ayrımına sapıyorsunuz ve Selçuk'a varınca bordo renk Şirince tabelalarını aramaya başlıyorsunuz. Ardından da yaklaşık 10 km virajlı bir yolla Şirince'ye varıyorsunuz. Şirince'de Nişanyan'ın pansiyonunda konaklamak istiyoruz. Şirince'de ucuza konaklamak pek mümkün değil. Biz Nişanyan'ın kiraladığı en ucuz köy evlerinden birine yerleşiyoruz. Yukarıdaki otel çok daha güzel ama fiyatları da güzelliğiyle orantılı olarak yüksek.

İkinci eski-Rum-köyümüz Şirince, Adatepe gibi steril bir köy değil. Her ne kadar turizm her şeyin merkezine yerleşmiş olsa da köy havası hala sürüyor Şirince'nin. Dar sokaklarının çok azında araba geçebiliyor. Her yer şarap ve hediyelik eşya dükkanı. Meyve Şarapları nasıl olsa artık Türkiye'nin her yerindeki büyük marketlerde bulunabilir olduğundan çok ilgimi çekmiyor. Şirince'de biraz daha ucuz sadece. Yemek yemek için Pervin Teyze'nin Yeri'ni tercih ediyoruz. Güzel bir tercih yapmışız. Gittiğimizde bomboş Pervin Teyze'nin Yeri. Köyün yüksek bir yerindeki mekanda güzel manzaraya karşı ayranlarımızı içip gözlemelerimizi yiyoruz. Mevsim otlarından yapılan yemek de gayet lezzetli. Gerçi aç kurt gibi saldırdığımız yemekler biraz ağırlık yapınca hemen kenardaki sedirlere seriliyoruz bir çaydanlık çayımızla beraber. Pervin Teyze'yle de iyi anlaşıyoruz. Öz teyzemizin evinde böyle iki seksen serilip saatlerce yatmaya çekiniriz ama burası pek bi sıcak geliyor bize. Keyif çatmak için birebir.

Şirince kilisesi, camisi, çarşısıyla görülmeye değer bir köy. Nişanyan'ın yaptığı evlerin yıkılma tehlikesi altında olması da biran önce ziyaret etmek için beni gaza getirdi. Öğrendiğim kadarıyla Sevan Nişanyan ölünceye kadar işletmesi kendisinde kalması koşuluyla bütün evlerini Nesin Vakfı'na bağışlamış Ayrıca kazancının %10'unu her yıl Nesin Vakfı'na ödeyecekmiş. Şimdilik yıkım tehlikesi ortadan kalkmış gibi görünüyor (sanırım Nesin Vakfı'nın olaya karışması da yıkılma ihtimalini azaltmış).

Sabah kahvaltı için yukarıdaki oteldeyiz. Burası gayet şık yapılmış bir bina. Kahvaltı da çok lezzetli. Dönüş yolumuz uzun olduğundan erkenden bitiriyoruz kahvaltımızı ve İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz. Yolumuz üzerinde ziyaret edeceğimiz bir tane eski-Rum köyü daha var: Gölyazı. Bursa sınırları içinde Apolyont gölü kıyısındaki Gölyazı, Şirince kadar turistik değil. Turizm köylülerin geçim kaynakları arasında olsa da birinci sırada olmadığı çok açık. Eski evleri, dar sokakları, sanatsal etkinliklerden kalma heykelleriyle görülmeye değer bir köy Gölyazı da. Gölyazı'yla ilgili daha detaylı bir gezi yazısını şu adreste bulabilirsiniz: http://halilyazici.blogspot.com/2011/01/golyazi-apolyont.html

Üç eski-Rum köyünün tadı damağımızda kalarak Mudanya'dan feribotla dönüyoruz İstanbul'a, işimize gücümüze... Ama nasıl olsa arayı çok açmadan yeniden ziyaretlerine gideceğimizi de biliyorum.

Fotoğraf Listesi:

1- Adatepe Pansiyon'un bahçesi
2- Mordoğan sahilindeki hayalet gemi
3- Mordoğan Ayışığı Pansiyon'un bahçesinde keyif çatarken
4- Şirince'de Pervin Teyze'nin yeri
5- Apolyont Gölü
6- Gölyazı'da duvar süslemesi

Önerilen Sayfalar:

İzmir'de Bir Gün (Gelmişken İzmir Merkezi de gezmek isteyenler için.)
Kaz Dağlarının Eteklerinde... (Adatepe de var)
Bursa'da Huzur
Bozcaada'da kısa bir tatil
Trabzon Merkez ve Ayder
Gökçeada